istanbul escort, escort istanbul

istanbul eskort

istanbul escort

escort istanbul

istanbul escort bayan escort sitesi adresinden ziyaret edebilirsiniz.
deneme bonusu veren siteler Bedava bahis

Bedava Bonus

Bonus Veren Siteler

Bedava Bonus

Bedava bonus için sitemizi ziyaret edebilirsiniz..
deneme bonusu deneme bonusu veren siteler

Bedava Bahis

deneme bonusu veren siteler

deneme bonusu

deneme bonusu için sitemizi ziyaret edebilirsiniz..

Çanakkale’de Türk Madenciliğinde Farkındalık Programı

16 Temmuz 2019 10:07
Çanakkale’de Türk Madenciliğinde Farkındalık Programı

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği tarafından ÇOMÜ’de ‘Türk Madenciliğinde Farkındalık’ programı düzenlendi. Programda, konunun uzmanları madenciliğin süreçleri, alınan güvenlik önlemleri ve standartlar konusunda bilgiler verdi.

ÇOMÜ Terzioğlu Yerleşkesi Troia Kültür Merkezinde düzenlenen ‘Türk Madenciliğinde Farkındalık ve Uluslararası Marka Yolculuğu’ programında, madencilik hakkında önemli bilgiler verildi.

ÇOMÜ Terzioğlu Yerleşkesi Troia Kültür Merkezinde düzenlenen 'Türk Madenciliğinde Farkındalık ve Uluslararası Marka Yolculuğu' programında, madencilik hakkında önemli bilgiler verildi. Maden Jeologları Derneği Başkanı Ahmet Şentürk, İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri Genel Sekreter Yardımcısı Fatih Özer, İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Aydın Dinçer, Maden Tetkik Arama Genel Müdürü Cengiz Erdem, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü Araştırma Geliştirme Daire Başkanı Fatih Pakdemir, Emekli Öğretim Görevlisi Bünyamin Nami Tonka'nın konuşmacı olarak katıldığı programı, Vali Yardımcısı Tahir Şahin, Kaymakamlar, Belediye Başkanları, daire amirleri ve vatandaşlar izledi.

Türk madenciliğinin gelişim sürecinin de anlatıldığı toplantıda, madenlerin arama, işletme dönemlerinde uygulamaya mecbur oldukları mevzuatlar, çevresel koruma tedbirleri gibi konularda da bilgilendirmeler yapıldı.

 

Çanakkale Madenciler Derneği Başkanı Mehmet Naci Tülek konuşmasında; “Yoğun bir istihdam gerektirdiğini, kırsal kesimden göçleri önlediğini, gelir dağılımında düzenleyici bir etkisi bulunduğunu, mevcut kaynakların en iyi şekilde kullanımının, kaynakların atıl durumda bırakılmamasının ve bilinmeyen kaynakların belirlenerek üretilerek ülke sanayisinin gelişimine hız verdiğini, yer altı kaynaklarımızı değerlendirmeme lüksümüzün olmadığını, çevre faktörleri göz ardı edilerek madencilik faaliyetlerinin yürütülemeyeceğini, ya madencilik ya çevre dayatmasının yanlış olduğunu, çevre dostu teknolojilerin kullanılmasının gerekliliğini madenciler olarak çok iyi biliyoruz. Ve son günlerde çeşitli çevreler tarafından madencilerin doğayı katleden, çevreyi kirleten, ağaçları kesen vatan hainleri gibi gösterilmesini, kamuoyunun yanlış bilgilendirilmesini ve yönlendirilmesini kınıyor, ilgili ve yetkililerin bu konuda desteklerini bekliyor ve talep ediyoruz.”dedi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi Maden Sektör Kurulu ve İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Aydın Dinçer, açılış konuşmasında;  “Madenciliğin gerçeklerini anlatmak üzere bu tür toplantılar gerçekleştiriyoruz. Madenciliğin öteden beri gelen olumsuz algısı, maden yatırımlarını olumsuz etkilemektedir. Gerek ekonomik katkısı ve potansiyelini aynı zamanda hayatımızdaki  yerinin farkında olunmaması, gerek geçmişteki olumsuz uygulamalarla oluşan negatif sosyal algının, bugün yapılan iyi şeyler ve gelinen profesyonel noktaların anlaşılmasında büyük engel teşkil etmesi sebebiyle kamuoyuna ciddi, planlı, reel iletişim stratejisi ile anlatılması elzem olmuştur. Bu sebeple tespit edilen illerde bürokratik erk, siyasi erk, oda başkanları, yerel basın STK’lar üniversiteler ve kanaat önderlerinin katılımı ile toplantılarımızı gerçekleştirerek Türk madenciliğinin geldiği nokta, hedeflerini anlatarak aynı zamanda katılımcılardan öneriler alarak Türkiye’nin yarınlarına katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Bu vesile ile İç İşleri Bakanlığımıza, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığımıza ve Ticaret Bakanlığımıza projemize destek verdikleri için teşekkür ediyorum.

 

Madenciliğin Türkiye ekonomisine sağladığı katkılar konulu konuşma Türkiye İhracatçılar Meclisi Maden Sektör Kurulu ve İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Dinçer; İhracatın artması için yapılması gerekenin üretimden geçtiğine inanıyoruz. Dolayısıyla üretim olmazsa ihracatında olmayacağını biliyoruz. Bu sebeple üretime önem veriyoruz. Biz madenleri, endüstriyel hammaddeler, metalik madenler ve doğal taşlar diye 3 gruba ayırıyoruz. Türkiye’de belli bölgelerde bu ürünlerin neredeyse hepsi mevcut. Bazı bölgelerde bir kısmı daha yoğun. Dolayısıyla üretim ayağında, kamuyla birlikte yani Devletle özel özel sektör birlikte hareket etmek durumunda. İhracatta 4.5 milyar dolara yakın ihracat rakamımız var. Bu rakamında yaklaşık yarısı, 2 miyar doları doğal taşlardan geliyor. Diğer yarısı endüstriyel hammadde ve metalik madenlerden oluşuyor. Doğal taşların ihracatı önemli. Bu nedenle yurt dışında tanıtılması, marka bilinci oluşturulması önemli. Metalik maden ve endüstriyel hammaddelere baktığımızda da sanayi yer değiştikçe, dünyada büyüme oranları yükseldikçe dünyanın metalik madenlere ve endüstriyel hammaddelere ihtiyaçları doğuyor. Böyle baktığımızda Türkiye ekonomisine sadece ihracat ayağıyla değil aslında diğer sanayilere de hammadde oluşturmasıyla, eğer madencilik sektörü olmasa maalesef seramik sektörü olamaz. Olur ama ithalatla beslenerek olabilir. Cam sektörü olamaz. Çimento, inşaatlarda kullandığımız malzemelerin neredeyse yüzde 90’ı hammadde, maden ürünü. Dolayısıyla bu ürünleri biz çıkartmak zorundayız. Çıkartmadığımız zaman, demir örneğinden gidelim, demir çelik sektörü dörtte biri sadece Türkiye hammaddeleriyle kullanılıyor. Gerisi ithal ürünler. Bu da tabi ki cari açığımıza olumsuz yönde yansıyor. Yine altın örneğine bakarsak Türkiye’de 27 tona yakın üretim yapıyoruz. Ama bunun neredeyse 3-4 katı ithalat yapıyoruz her yıl Halbuki kendi üretimlerimizi artırabiliriz. Bu rakamlara baktığımız zaman, Türkiye’nin madenlere ne kadar ihtiyacı olduğunu anlayabiliriz.

Orman alanlarında yapılan madencilik çalışmaları. Adı orman alanları ama baktığımızda Türkiye’de bu ormanlarının binde 2 buçuğunda sadece madencilik faaliyetleri gerçekleştiriliyor. Yani orman alanlarının sadece binde 2 buçukluk kısmında madencilik faaliyeti gerçekleştiriliyor, orman idaresinin de özel bütçesinin yarısından fazlası madencilik faaliyetlerinden elde ediliyor. Bu bütçe de genel bir bütün olarak baktığımızda Türkiye ormanlarının korunması için helikopterler, yangınla mücadelede kullanılacak teknolojiler geliştirmek için kullanılan bir kaynak. Dolayısıyla minör olarak baktığımızda belli bir alanda belki madencilik faaliyeti yapılmakta, öyle olmak zorunda, işin doğası gereği bu, ancak tümüne baktığımızda ormanları yine koruyabilmek için ağaçlandırma bedelleriyle , yeni orman yangınlarıyla mücadelede helikopter satın almalarında bu bütçeler de kullanılıyor. Dolayısıyla katkısı da tüm ormanlara büyük oluyor. Yine orman dediğimiz zaman aklımıza hep ağaçlar gelebilir ama bazı yerlerde orman izni alıyoruz ama orada ağaç yok. Sadece çalı, belki kaya, büyük ormanların olmadığı yerler. Dolayısıyla orman değince bunu da kategoriye ayırmak zorundayız. Böyle baktığınızda o binde 2 buçukluk oran da çok daha düşük bir orana tekabül ediyor. Dolayısıyla biz madenciliğin yapılmasının gerekliliğini, olmazsa olmaz olduğunu söylüyoruz. Ama bunun yanında da çevreci, sürdürülebilir madencilikle, sosyal mutabakatla yapılması gerektiğini aslında bunların önemine sahip olursa bu bilgileri elde edebilirse çok daha sıcak bakacaktır.

Avrupalı meslektaşlarımızdan duyduğumuz şu; ‘Biz Avrupa’da madenleri keşfettik, madenleri işletmeye aldık ondan sonra sosyal, çevre gibi durumlarda neler yapabileceğimizi geliştirdik. Sizler henüz keşfetme aşamasında daha üretime bile geçirmeden bizim mevzuatlarımızla halleniyorsunuz dolayısıyla burada tıkanıklıklar yaşayabiliyorsunuz’ diye sektörün Avrupa’daki ayağından bunları dinliyoruz. Dolayısıyla keşfetmemiz, keşfettiklerimizi üretime geçirmemiz, üretime geçirdiklerimizle de çevre sürdürülebilir madenciliği nasıl yapacağımızı da üniversitelerimizle, kamuyla hep birlikte değerlendirmeliyiz. Üniversitelerde jeoloji mühendisliği bölümlerimiz var, maden mühendisliği bölümlerimiz var. Bunlar işte bu madenleri nasıl üretebiliriz, zenginliğimiz nedir yer altında işte bunlar için. Yine çevre mühendisliği bölümlerimiz var. Niye? Çünkü Çevre Mühendisliği bölümleriyle de nasıl entegre bu işleri yapabiliriz, Türkiye’yi nasıl daha kalkındırabiliriz? Bu çalışmayı gerçekleştiriyoruz.

 

Madenlerin sürdürülebilir yaşamdaki değeri ve çevre dengesi konulu konuşma- Maden ve Metalurji Profesyonelleri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Maden jeologları Derneği Başkanı Ahmet Şentürk;

Çanakkale bizim için çok önemli. Çünkü Çanakkale Maden Jeologları Derneği Kuruluşunda da önemi bir rol oynadı. 2000’li yılların ortasında bir ifade ortaya çıktı, denildi ki; Siyanürle maden arıyorlar. Madeni kim arıyor? Biz arıyoruz, maden jeologları arıyor. Siyanürle maden aranması denildiği zaman bunu yapacak kişinin ya psikopat olması lazım, ya sosyopat olması lazım ya bir zır deli olması lazım. Bu böyle bize atılmış bir ifade. Yani teknik olarak siyanürle altın aramazsınız, amacınıza aykırı bir harekettir bu. Ama bu böyle söylendi. Bu o kadar garp bir hal aldı ki; Bunu Google dünya dillerine, dünyada ne kadar dil konuşuluyorsa çevirin, arama motorunda arattığınızda bütün o dillerin hepsinde sonuç sıfır. Çünkü böyle bir şey yok. Yok böyle bir şey ki bir sonuç olsun. Sadece tek bir dilde bunun karşılığını görüyorsunuz; o da büyü bir utanç, sadece Türkçede karşılığını buluyorsunuz. Sonuç; ortada bir kara propaganda yürütülmüş ve başarılı olmuş. Takdir etmiyorum. Çünkü yalan. Birileri madenciliğe karşı olabilir, birileri madenciliğe kısmen karşı olabilir, kategorik olarak karşı olabilir, hepsine saygı duyarım. Ama fikrinizi ispatlamak için yalan söyleyemezsiniz. Ve bir meslek grubuna iftirada bulunamazsınız. İşte biz buradan yola çıkarak o dönemde bir girişimde bulunduk. Bir duyarsızlık söz konusuydu. Biz kendi derneğimizi kurduk. Maden Jeologları derneğinin kuruluşu işte bu kente borçlu. Madencilik insanlık medeniyeti kadar eski bir şey. Eğer madencilik olmasaydı, türümüz bu günlere kadar gelemeyecekti. Çünkü insanı diğerlerinden ayıran en temel özelliği bir avantajının olması. Fiziksel olarak türünü devam ettiremeyecekti, bir desteğe ihtiyaç duydu, o desteği yer kabuğundan buldu. İşte madencilik o gün başladı. Madencilik vardı, hep var olacak.

Bir binanın, organik malzemeleri çıkardıktan sonra, her zerresi maden. Cep telefonlarınızın tamamı madenden. Biz olmasak bunlar olmaz. Tamamı yer kabuğundan. Demek ki medeniyetimizin kaynağı yer kabuğu. O olmadığı zaman insanlık medeniyetinden bahsedemezsiniz. Medeniyet eşittir madencilik tarihidir.

Altın madenciliğinde, bugün 150 tonun 30 tonunu bu ülkeden karşılıyoruz. Bu bir ziynet eşyası olarak değil. Bu bizim ayakta kalma, bu ülkenin gizli gücüdür altın stokları. Bunu yok sayamazsınız, bu altın çıkacak. Kim ne derse desin. Çıkmak zorunda.

Peki burada atık ortaya çıkarıyorsunuz, bunlar ne olacak? 1980’li yıllara kadar iş farklıydı, 1980’lerden sonra iş değişti. Ne değişti? Maden olarak tanımladığınız şeyin adı değişti. O nedir? Maden rezervi. Onun tanımı değişti. 1980’li yıllara kadar maden rezervleri, teknik olarak üretilebilir, ekonomik olarak işletilebilir yer altındaki cevher diyorduk. Ama şu yoktu; ‘Çevreye ve sosyal dokuya uyumlu.’ Bugün var. Bu ne getirdi? Çok basit bir maden planında madenin çıkarıldığı ocak, etrafındaki tesisler. 1980’li yıllara kadar maden yatırımları dediğiniz bunlardan ibaretti. Peki atığı ne yapıyordu? Ne yapacak, yan taraftan dere akıyor, derenin yamacına doğru paşasına atıyor, işlediği sıvıyı da bunun içerisine katıyor. Böyleydi. Daha sonra bizim Çevre Kanunlarımız yürürlüğe girdi. Madenler, çit alanı içerisinde yapılır, eskiden alıcı ortama açık sistemlerdi, şimdi kapalı sistemler haline geldi. Bugün dünyada madencilik en iyi şekilde nasıl yapılıyorsa, Türkiye’de o şekilde yapacaksın diyor, mevzuatımız bu. Kötü örnekler var mı? Var. Bunlara karşıyız. Ama iyi örnekler de var memlekette ve hedefimiz de o. Biz, dünyanın birinci ligine girmiş durumdayız. Kanada’da bu iş nasıl yapılıyorsa, Amerika’da bu iş nasıl yapılıyorsa, Avustralya’da nasıl yapılıyorsa Türkiye’de öyle yapılıyor. 2000’li yılların başında ilk madenler açılmaya başladığında vatandaşlara bir şey anlatıyoruz ama örneği yok. İnsanları Amerika’ya Avustralya’ya falan götürüyorlardı. Ben 2013’de bir projede çalışıyordum. Ben de vatandaşı iyi örnekler adına bir şeyler göstermem gerektiği zaman İliç’e Kışladağ’a götürdüm. Artık iyi örnekler bu ülkede. O en iyi pratikler bu ülkede uygulanıyor.” GÜRKAN DÜZENLİ

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Son Eklenenler