ÇANAKKALE’DE ESKİ YERLEŞİM KALINTILARI

13 Ekim 2018 17:52
ÇANAKKALE’DE ESKİ YERLEŞİM KALINTILARI

Çanakkale ve civarında ikiyüzdört tescilli sit alanı bulunmaktadır. Bu alanlarda bulunan antik yer ve kentlerin bazılarının kazıları yapılmış olup tarihleri hakkında epeyce bilgi sahibi olunmuşsa da birçoğunun sadece isim ve yerleri bellidir.

Gün ışığına çıkartılması beklenen bu kentlerden bazıları Pionia, Gargara, Antandros, Lamponia, Polymedion Armatos, Khrysa, Hamaxitos, Babakale, Tragasai, Neandreia, Larissa, Kolonai, Segeion, Ophryneion, Dardanos, Akhilleion, Aianteion, Rhotiteion, Abydos, Arisba, Perkote, Lampsakos, Tenodos, İmbros, Abarnis, Paisos, Kolonai, Priapos, Kokylis, Skepsis, Gergis, Kebrene gibi antik kentlerdir.

Haklarında yeterli bilgi bulunmayan bu kentler araştırılmayı beklerken, Aleksandreia Troas, Assos, Parion ve Troia gibi bölgenin önde gelen antik kentleri, bizlere bölge hakkında bir referans olmaktadır.

Aleksandria Troas Antik Kenti

Kent M.Ö. 4. yüzyılın sonlarında tek gözlü Antigonos tarafından Antigoneia adıyla kurulmuştur. Kısa bir süre sonra M.Ö. 3. yüzyılın başlarında Makedon Lysimakhos tarafından Aleksandria Troas adıyla tekrar kurulmuştur. Şehir kurulurken, etrafında yer alan Gargara, Hamaksitos, Neandria, Kolonai, Larisa, Kebren ve Skepsis kentlerinin halkları buraya yerleştirilmiştir. Aleksandria Troas, kapsadığı şehir alanıyla Anadolu’nun en büyük kentlerinden biridir. Alexandria Troas’ın simgesi olan Herodes Attikus Hamamı’nın cephesi yaklaşık yüz metre olup, Anadolu’da bugüne kadar bilinen en büyük hamam yapısıdır

Neandria Antik Kenti

Neandria, Yavaşlar Köyü yakınlarında denizden beşyüz metre yüksekteki Çığrı Dağı’nın zirvesindedir. Neandria’nın günümüze kadar oldukça sağlam kalmış devasa surları çok etkileyicidir. Şehir halkının, M.Ö. 310 yılında yeni inşa edilen Aleksandria Troas’a göç ettirilmesiyle kentte yaşam sona ermiştir.

Troia; Destanların Yaratıldığı Kent

Troia, Homeros’un yazılı edebiyat metni olan ‘İliada’ ve ‘Odysseia’ destanlarına konu olmuştur. Batı medeniyetinin en etkileyici eserlerinden biri olan Homeros’un İliada’sı on yıl süren savaşın son 51 gününü yansıtmaktadır. Aynı zamanda birbiri üzerine on kez kurulduğu tespit edilen Troia, kazılarıyla da dünyada ün yapmıştır. Dünyaca tanınan bu antik kent, 1996 yılında Milli Park olarak ilan edilmiş, 1998 yılında da UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesine alınmıştır.

Homeros’un destanlarında anlattığı Troia kentinin Akhalar tarafından ele geçirilip, yakılıp yıkılması sanat eserlerinde o kadar çok işlenmiştir ki, Troia adı Dünya’da Kudüs'ten sonra en çok bilinen kent haline gelmiştir. Troia kentinin ününden dolayı Troas bölgesi 18. yüzyılın başlarından itibaren batılı gezginleri kendisine çekmiştir. Troia’da yıllardır yapılan arkeolojik kazılar efsanevi Troia Savaşı öncesi ve sonrasında da kentte yaşamın varlığını ortaya koymuştur. Yılda yaklaşık büşyüzbin ziyaretçisiyle bu antik kent Çanakkale'de turizmin lokomotifi durumundadır. Troia aynı zamanda Dünya Kültür Mirası listesine alınmış arkeolojik bir bölgedir. Halen inşaatı devam etmekte olan Troia Müzesi’nin tamamlanması ile birlikte Troia'nın daha fazla turist çekmesi beklenmektedir.

Troia Kültür Tabakaları

Çanakkale’ye 30 km uzaklıktaki Troia, doğal afet ve savaşlarla on kez yakılıp yıkılmış, her seferinde eski kentin üzerine bir yenisi kurulmuş, böylece ovada 16 metreyi bulan bir höyük oluşturmuştur. Homeros destanında da anlatılan ünlü savaş her ne kadar bir kız kaçırma hadisesine bağlansa da, esas neden Akhalar’ın Karadeniz’e ulaşmak, Anadolu’nun zengin topraklarına sahip olmak istemesidir.

I.Troia: İlk Tunç Çağı’nda Hisarlık tepesinde, M.Ö. 2920 yıllarında bir ana kaya üzerine kurulmuş, 90 metre çapında köy karakterli küçük bir yerleşmedir. Surlar üzerinde, küçük taşlardan yapılmış ama bir hayli güçlü bir kale, kazılarla açığa çıkarılmış olup bugün gezi yolu üzerinde görülebilir. Ayrıca iki kule ile savunulan 2 metre enindeki kent kapısı da ilginç bir şekilde inşa edilmiştir. I.Troia’da koyu kahverengi, siyah-beyaz ve kazı bezekli çanak çömlekler ele geçmiştir. Evlerin içinde bulunan çocuk mezarları o dönemdeki ölü gömme adetlerini yansıtması açısından önemlidir. I.Troia ondört yapı evresine sahip olup M.Ö.2550’lerde son bulmuştur.

II.Troia: İlk Troia’nın üzerine sekiz yapı evresinden oluşan II. Troia kurulmuş, M.Ö.2550’den 2250 yıllarına kadar yaşamıştır.Bu dönemde daha görkemli bir kale yerleşmesinin inşa edildiği anlaşılmaktadır. Rampalı kapı ve yüksek kulelerin olması, ayrıca Schliemann’ın bulduğu hazinenin bu kata ait olması, II. Troia’nın zengin ve kültürü yüksek bir kent olduğunu gösterir. Yapı evreleri süresince kentin üç büyük yangın geçirdiği anlaşılmıştır. Kalayın Orta Asya’dan getirilmiş olması ve çömlekçi çarkının kullanılması da çok önemli bir bulgudur.

III.Troia: (M.Ö. 2250-2200) yanarak son bulan II. Troia’nın üzerine kurulmuştur. Bu katta da II. Troia’nın ortak özelliklerinin devam ettiği görülür. Bu kültürel bir devamlılık olduğunu gösterir. Dört evreden oluşan bu Troia da bir yangınla son bulumuştur.

IV-V.Troia: IV-V. Troia M.Ö.2200-1740 yılları arasına tarihlenir. Yapılan kazılarla 18.000m²lik bir alana yayılan kentin yedi yangın evresi geçirdiğı tespit edilmiştir.

VI.Troia: (yaklaşık M.Ö. 1740/30-1300) VI. Troia en gelişkin kat olarak karşımıza çıkar. Birçok yapı evresine sahip olup bu katlarda Anadolu etkisi yaratılmıştır. Priamos’un Troia’sı olarak adlandırılan VI. Troia aynı zamanda Anadolu’daki Hitit imparatorluğunun Wilusa adlı uç beyliğidir. 20.000m²’lik bir alana yayılan bu kent bir depremle sona ermiştir.

VII.Troia: Kazıcılar bu Troia’ya VIIa Troia’sı ismini vermişlerdir. M.Ö.1300-1180 yılları arasına tarihlenen bu Troia’da savaş olmuş ve yakılıp yıkılmıştır. Kazılarda bu tabaka sokaklarında ok ve mızrak uçları olması savaşın bu katta yapıldığını ispat etmiştir. Bundan sonraki VIIb1 tabakası M.Ö.1180-1130 yılları arasına tarihlendirilir. Yine bir yangınla sona eren bu tabakadan sonra görülen Troia VIIb2 ve Troia VIIb3 tabakası M.Ö.1130 - 950 yıllarına tarihlenmektedir. Bundan sonra bir boşluk ve karanlık çağ yaşayan Troia M.Ö. 950- 720 arasına yerleştirilir.

VIII.Troia: M.Ö. 720- 85 arasında Arkaik ve Hellenistik Troia olarak bilinen VIII. Troia kurulur. Bu katta Trakya Kralı Lysimachos Athena Tapınağı’nı yaptırır. Kutsal alanın yapımı da yine bu döneme aittir. M.Ö. 85 yılında Romalı komutan Fimbria kenti tümüyle yıkar.

IX.Troia: M.Ö. 85 ile M.S. 500 tarihleri arasına konur. Bu Roma Troiası’nda Romalılar’ın İlion dedikleri Troia’yı kutsal şehir saydıkları ve Roma İmparatorluğu’nun atalarının Troia soyundan geldiklerine inandıkları bilinir. Bu inanış Aineias’ın Troia yakılınca şehirden kaçıp İtalya’da Roma’yı kurmasına bağlanır. IX. Troia M.S.500’lerde meydana gelen iki depremle yıkılmıştır.

X.Troia: Roma’nın 395’te ikiye ayrılmasıyla Bizans adını alan Doğu Roma İmparatorluğu döneminde Troia X olarak tespit edilmiştir.

Troia Kazıları

Troia’nın efsane haline gelen kazı hikayesi ve kazıcı Schliemann’ın renkli kişiliği, Troia antik kentini çok daha büyük bir ilgi alanı haline getirmiştir. Schliemann’dan önce de bu bölgeye Fr. Le Chevalier (1785), mimar A. F. Mauduit (1811), Fransa Büyükelçisi Choiseul-Gouffier (1818) ve Ch. Texier (1833) gibi seyyah ve bilginlerin geldiği bilinmektedir. Yine Schliemann’dan önce 1863-65 yılları arasında İngiliz Frank Calvert’in de birçok yerde mühim sondajlar yaparak eserler topladığını görürüz. Calvert’e Çanakkale bölgesinde ilk araştırma yapan kişi diyebiliriz. Bu yüzdendir ki 1868’de Schliemann Çanakkale’ye ayak bastığı zaman Calvert’in rehberliğine muhtaç olmuş ve onun sayesinde Troia’yı bulmuştur.

Homer’in Troia’sının İzinde

31 Mayıs 1873’de hayali gerçekleşen ve Priamos’un zannettiği hazineyi bulan Shliemann, işçileri evlerine yollar ve ardından bulduğu hazineyi Calvert’in çiftliğine taşır. 17 Haziran’da kazıya son vererek hazineyi Yunanistan’a sonra da Almanya’ya kaçırırlar.Shliemann’ın bulduğu hazine II. Dünya Savaşı sırasında Almanya’dan Rusya’ya götürülür, bugün bu hazine Moskova’daki Puşkin Müzesi’nde sergilenirken çok az kısmı da Berlin, Atina ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde yer alır.

Abydos Antik Kenti ve İlk Boğaz Köprüsü

Kent bugünkü Nara burnunun bulunduğu bölgededir. Abydos’un adı Homeros destanlarında geçmesine rağmen antik kaynaklar kentin M.Ö. 670 yılında Miletos’un kolonisi olarak kurulduğunu aktarırlar. M.Ö. 546 yılında Pers egemenliğine girmiştir. Pers kralı Dareios (Darius), İskitlere karşı yaptığı seferden dönerken M.Ö. 511’de Sestos’tan Abydos’a geçmiştir.

M.Ö 483 yılında Pers kralı Kserkses isyan eden İonya şehirlerine yardım eden Yunanistan’ı ele geçirmek amacıyla Abydos ile Sestos arasında bir köprü kurdurmuştur.

Büyük İskender M.Ö. 334 baharında Sestos’a (Akbaş Limanı) gelerek, Boğazı geçer ve Biga yakınlarında Granikos savaşında Persleri bozguna uğratır. Böylece diğer Anadolu kentleriyle birlikte Abydos’ta Pers egemenliğinden kurtulur. M.Ö. 188 yılında Pergamon krallığı sınırları içinde yer alan Abydos, bu krallığın vasiyet yoluyla Romalılara bırakılması ile Romanın hakimiyeti altına girer. Bizans döneminde önemli bir Piskoposluk merkezi olan Abydos, bu dönemde başkent Konstantinopolis’in anahtarı konumundan dolayı, güçlü sur duvarları ile kuşatılmıştır.

Dardanos Kenti ve Tümülüsü

Günümüzde Dardanos dendiğinde aklımıza Çanakkale’nin sayfiye yeri gelmekle birlikte, aynı zamanda antik çağlarda önemli bir yerleşim yeridir. Dardanos Tümülüsü Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin Dardanos Kampüsü sınırları içindedir.

Dardanos kenti adını, Homeros’a göre tanrı Zeus’un oğlu Dardanos’tan alır. Troia kral soyunun atalarının kenti de Dardanos olarak kabul edilirdi. Troas Bölgesi‘nin en erken sikke basan kentlerinden biridir.

Dardanos, bölgenin diğer yerleşimleri gibi, zamanla Perslerle Hellenistik kralların hakimiyetine girmiş ve M.Ö.190 yılında yeniden özgürlüğüne kavuşmuştur. M.Ö. V. yüzyılın sonlarında Troas’ı Persler adına yöneten Zenis ve karısı Mania buralıdır.

Dardanos’un tarih içindeki en önemli rolü M.Ö. 84 yılında Romalı konsül Sulla ile Pontus kralı VI. Mitridates arasında yapılan barış anlaşmasıdır.

Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u Fethinden sonra Abydos ve Dardanos sakinlerinin boğazda yapılan kalelerin civarına taşınmasıyla kent boşalmış ve zamanla unutulmuştur. Adı 1915 yılında tekrar duyulur: Antik yerleşimin yanında Dardanos adını taşıyan Osmanlı tabyası boğazın savunmasında önemli görevler üstlenmiştir. Dardanos Tümülüsü, 1959 yılında ortaya çıkarılmış ve dönemin İstanbul Arkeoloji Müzesi arkeologlarından Rüstem Duyuran ve Ergon Ataçeri tarafından kazısı tamamlanarak buluntular Çanakkale Arkeoloji müzesinde Dardanos Tümülüsü salonunda sergilenmektedir. Pişmiş toprak buluntular içerisinde bir Aphrodite heykelciği ayrı bir önem taşır. M.Ö. 4. yüzyılın Klasik Yunan Çağı’nın ünlü heykeltraşlarından Praksiteles’e ait Knidos Aphroditesi’nin küçük bir kopyasıdır. Heykelcik beyaza boyanmış takıları altın yaldızla işlenmiştir. BÜLTEN

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Son Eklenenler