Çanakkale Sinemanın Merkezi Olur Mu?

Son Güncelleme : 15 Aralık 2018 10:12
Çanakkale Sinemanın Merkezi Olur Mu?

Yeşilçam’da 300’den fazla filmde görev almış, 50’den fazla kendi yapımı olan ünlü yönetmen Yavuz Işıklar ile ‘Çanakkale’de Sinema’yı değerlendirdi.Çanakkale’nin sinema da ayrı bir önemi ve yeri olduğunu ifade eden Işıklar; Yaşar Kemal Çukurova ile ünlüdür ve dünya standartlarında bir yazardır.

Çanakkale’nin de bir Metin Erksan’ı vardır. Metin Erksan kimdir? Dünya’da Altın Ayı Film Festivali ödülü Susuz Yaz filmi ile almış tek adamdır. Bu ödülü 1965’te almıştır. Hülya Koçyiğit’in ilk defa başrol oynadığı, Ulvi Doğan’ın oynadığı, Erol Taş’ın oynadığı film Susuz Yaz filmidir. Bu adamın dedeleri burada kale komutanlığı yapmış, Türk Sineması’nın Einstein’ıdır. Hülya Koçyiğit, Erol Taş’a kimse gelmez ama biz bir Metin Erksan haftası yapalım buraya bütün herkes gelir. Çünkü Metin Erksan, onları star mertebesine taşıyan bir yönetmendir. Bu adam Çanakkaleli, burada doğmuş büyümüş.’’dedi

Yavuz Işıklar; ‘’Çanakkale’yi çok seviyoruz, Çanakkalelileri de seviyoruz. Güzel entelektüel bir tabaka var burada, bozulmamış her ne kadar dünya ile birlikte burası da bozulmaya başlasa da burada ağır seyretmesinin en büyük nedenlerinden birisi Güneydoğu ve Karadeniz’in buraya göçleri olmamasıdır. Çünkü burada iş sahası yok. Olmadığı için gelip burada iş bulamayıp büyükşehirlere gidiyorlar. İstanbul, Ankara, İzmir’e gidiyorlar. Burası daha bakir kalmış ki bakir kalması da hayırlısı olmuş. Yavaş yavaş geldik ve burada ne yapılır? Çanakkale’nin tarihi nedir? Çanakkale ismini ne ile duyurur? Truva ile duyurmuştur. Truva’dan Mustafa Kemal’e doğru yani başlangıç noktası Truva, bana göre de bitiş noktası Mustafa Kemal’dir. Ondan sonra Çanakkale için önemli bir olay olmadı. Öyle ufak ufak metinler hazırlayarak, tarihçilerden bilgi alarak, dergiler, kitapları karıştırarak Truva’dan Mustafa Kemal’e doğru yarı drama, yarı belgesel çalışması içine girdik. Onda da kademe kademe ilerliyoruz. Bu arada buradaki bir takım yetkililerle konuşma yaptık. Dedik ki; isim vermek istemiyorum o gelen sanatçılar 1-2’si hariç 5 yıl önce söyledikleri parçayı hiç birimiz hatırlamayız. 5 yıl önce çok şöhreti olan sanatçıları da bugün hatırlamayız. Sanatçı ayrı bir kavramdır, sanatçı; üreten, yaratandır. Onlar şarkıcı arkadaşlarımız. Sanatçı dersek; Sezen Aksu, Zeki Müren, Selami Şahin sanatçıdır. Aliağa İzmir’in bir kazası, Yeşilçam ile ilgili bir gün yaptı. Bugünde belediye başkanı avukat bir arkadaşımız bize telefon açtı. Biz oraya Türkan Şoray’ı, Filiz Akın’ı, Ediz Hun’u, Fatma Girik’i, Yusuf Sezgin’i, Süleyman Turan’ı, rahmetli Sümer Tilmaş’ı, Nuri Alço’yu falan aldık, bir gösteri yaptık. Bu etkinlik her yerde duyuldu ve çokta mutlu oldular. Burada ilgililer nedense sanat deyince anlamıyorlar mı, anlayıpta işlerine mi gelmiyor? Bilmiyorum hiçbir şekilde sinemaya değer vermiyorlar. Halbuki sinema, dünya da propaganda araçlarının en büyüğüdür. En büyük silahtır. Şöyle ki; bugün dahi bir Amerikan filmi seyrettiğinizde, savaş filmi seyrettiğinizde jenerik altında müthiş bir prodüksiyon vardır.  Amerika’nın büyüklüğünü o filmin jeneriğinde gösterirler. Kim Amerika’ya gidip o büyüklüğü yaşayıp, görmüştür? Amerika filmlerle, bir zamanların kovboyları, sığır çobanlarıyla ünlü bir Amerika’dır. Gelelim Rusya’ya; Rusya iki şekilde propaganda başlattı. Birisi sinema, ikincisi spordur. Dünyanın en büyük güreşçileri, en büyük koşucuları, dünyanın en büyük gülle atıcıları falan Ruslardadır. Bunları hep propaganda aracı olarak kullandılar. Bizim ülke olarak propaganda da kullanacağımız tek bir araç var; o da sinemadır. Maalesef yöneticiler buna değer vermediler. Şimdiki sinema bile en azından Avrupa’da  1 numaraya, 2 numaraya gelebilir. Geldi de, bir İtalyan Sineması, Fransız Sineması yok oldu. Almanya hiçbir zaman sinemaya yatırım yapmadı çünkü adamlar yıllarca savaş verdiler. ‘’

‘’ÇANAKKALE METİN ERKSAN’I BİLMİYOR’’

‘’Yaşar Kemal Çukurova ile ünlüdür ve dünya standartlarında bir yazardır. Çanakkale’nin de bir Metin Erksan’ı vardır. Metin Erksan kimdir? Dünya’da Altın Ayı Film Festivali ödülü Susuz Yaz filmi ile almış tek adamdır. Bu ödülü 1965’te almıştır. Hülya Koçyiğit’in ilk defa başrol oynadığı, Ulvi Doğan’ın oynadığı, Erol Taş’ın oynadığı film Susuz Yaz filmidir. Bu adamın dedeleri burada kale komutanlığı yapmış, Türk Sineması’nın Eistein’ıdır. Hülya Koçyiğit, Erol Taş’a kimse gelmez ama biz bir Metin Erksan haftası yapalım buraya bütün herkes gelir. Çünkü Metin Erksan, onları star mertebesine taşıyan bir yönetmendir. Bu adam Çanakkaleli, burada doğmuş büyümüş. Yıllar önce bir televizyon Metin Erksan’ı buraya getirmiş, sahile bir sandalye atmış ‘Metin Erksan Çanakkale’nin tarihini anlatıyor’ ayrıca şunu söyleyeyim ben Metin Erksan’ın asistanlığını da yaptım, çok tarihçiye tarih öğretecek bir adamdır. Yöneticilerimiz ona bile sıcak bakmadılar, ben üzülüyorum. Bakıyoruz Çanakkale’de sanatsal faaliyetler yok. Bir müzik yok, 3-4 tane buranın yöresel çocukları var o kadar. Buralara akıllarda kalan bir Alpay, bir Özdemir Erdoğan, Yeni Türkü getirseniz çok farklı olur. Siz getiriyorsunuz, getirdiğiniz sanatçıyı da Çomü’ye sokuyorsunuz. Belediye kendi personeline dinletiyor, dışarıdan halktan da 60 kişi alıyor. ‘Ben bunu getirdim’ diyorlar. Ben gittim Macar bir yazarın ‘Çingeneler Zamanı’ diye çok güzel bir oyunu var. Geldiler çok güzel oynadılar ama bakıyorum halk yok. Bu halka açık bir şey değildir. Burada yavan kalıyorlar ve kimsede bunun farkında değil. Türkiye’nin ekonomik durumu da var tabi ama bu ekonomik durum sadece Çanakkale’yi etkilemiyor. Dünyayı etkiliyor ve bizde nasibimizi alıyoruz. Ekonomik durum var diye her türlü sanatsal faaliyete dur mu diyeceğiz? Sanat ruhun gıdasıdır, Sanatı olmayan damardan kan akmaz denir. Sanat bir kültürdür, bu kültürü yaygınlaştırmak gerekiyor. Anadolu’nun en ücra köşesindeki adam İstanbul’u sinemayla görmüştür. Yalıları sinemayla tanımıştır, Ayasofya’yı sinemayla tanımıştır. Neden her geçen gün Anıtkabir’in ziyaretçi sayısı otomatik olarak yükseliyor? İnsanlar burayı, bu değeri sinemayla tanıyıp, gidip görmek istemiştir. Ülkenin müşterek bir değeri var. Mustafa Kemal hepimizin değeri. Sinemaya burada yatkınlık var mı? Geçmişte sinemaları kapattılar, Çanakkale gibi yerde sinema da yoktu. Şimdi bir, iki yerde var. Onlar bana göre kifayet etmez. Buraya mahalle ve açık hava sinemalarının gelmesi şart, insanlar açık hava sinemalarında komşuluk ilişkilerini geliştirirlerdi. Bunlara ihtiyaç var. ‘’

‘’ÇOMÜ BENDEN FAYDALANABİLİR’’

‘’Bir hafta Lütfü Akat, bir hafta Memduh Ün, bir hafta Metin Erksan, bir hafta Zeki Ökten, Şerif Gönen haftası yapılabilir. Burası doldurulabilir ve Çanakkale’de en azından burada iletişim fakültesi var. Mezun olanların çoğu burada garsonluk yapıyorlar. Çünkü burada sinema yok. Buradaki çocuklar plato bilmez, çekim sahasına girmemiştir, bir yönetmenle oturup iki laf etmemiştir, modern teknolojiyle çalışan kameraları göremez, buradan mezun olan çocuklar annesinin, babasının harçlıklarıyla geçiniyorlar. Türkiye’de herkes mezun olduğu işimi yapıyor? Hayır, benim oğlumda gazeteci ama işletme mezunu. Burada da bu çocuklar var, onlarda yarın öbür gün İstanbul’da olsa 10 kişi içerisinden biri fırlayacaktır. ‘Tatbikatı yapılmayan hiçbir savaştan galip çıkılamaz’ askerini eğitime çıkarmadan başarı elde edemezsiniz. Bu iş kağıt üzerinde olmaz.

Ben buradayım, Çanakkale’de çalışmalar yapıyorum. Dedim ki ben para, pul istemiyorum. Belirli yaşa gelmişim, gençlerimiz benimle konuşmaya geliyorlar. Geleyim buradaki çocuklar birebir sinemanın içerisinden gelen bir adamla baş başa kalsınlar. Çomü’de 50 kişilik otobüsler var. Yönetmenler setlerine fotoğrafçıyı bile almazlar ama ben geçmişimdeki 50 yıllık sinema tecrübemle, tanışmasam bile %90’ı kapıyı açarlar. Ben o 50 tane öğrenciyi getireyim, seti göstereyim. Set havası tılsımlıdır, çocuklar görsünler, artistle konuşsunlar, yönetmenle görüşsünler. Çocuklar ışıkları görsünler, o çocukları ben stüdyolara götüreyim. Ustaların elinden stüdyoyu görsünler. Belki orada bir kızımız, belki bir delikanlımız çıkacaktır. Bizim mesleğimiz duygu mesleğidir, yönetmen yaz tatilinde gel derse çocuk yola çıkar. Bunları yaşatalım, herkes söylüyor senin gibi değer var ama ne oluyor, ne bitiyor bende anlayamadım. İletişim Fakültesi’nin başında çok değerli bir arkadaş var ama arkadaş iletişimci değil. Fizikçi bir arkadaş gelmiş olmaz. Buradaki hocaların değerini bilmiyorum, kimseye de laf etmek istemiyorum ama benim en azından Çanakkale’de bir değer olduğumun bilincindeyim. Ben bu işin çıraklığından gelmiş, bu işte zirve neredeyse oraya çıkmışım. En iyisi asla değilim ama iyilerin arasında yer aldığıma inanıyorum. Çünkü ben 300 tane filmde çalıştım, asistanlık, prodüksiyon amirliği, set amirliği yapmışım ondan sonra yönetmen asistanlığı yapmışım derken yapımcı olmuşum. Silahlı kuvvetlerin bütün tanıtım filmlerini ben çekmişim, nitekim başım belaya o yüzden girmiştir. Komutanlarımız çektiğimiz filmleri Türk Ordusu budur diye izletmişler, ben bunları gururla söylüyorum. 40-50’ye yakın kendi yapımım vardır. ‘’

‘’İBRAHİM TATLISES’İ SİNEMAYA KAZANDIRDIM’’

‘’Türkiye’de iyisiyle kötüsüyle bir İbrahim Tatlıses vardır. Bana göre Türkiye’nin en büyük sesidir. Onu Yavuz Işıklar bulmuş, keşfetmiştir. Bunun yanı sıra çok sanatçıya yer vermişimdir. O sanatçılar ilk defa benimle sinemaya başlamışlardır. Televizyon derinliği olmayan resimlerdir. Sinema derinlik ister, hatta bana göre sinema siyah- beyazdır.  Şimdi insanlar renkli giyiyor ama tabiatı renklendirmedik. Tabiat gri-mavi, 50 yıl önce de bu renkti.

Çanakkale’nin tanıtımı için burada, ben ülkemin hiçbir yerini küçümsemiyorum. Çanakkale çok önemli bir şehir ama içindekiler farkında değil. Bugün Malatya Film Festivali yapılıyor, Giresun Film Festivali yapılıyor, yakında Diyarbakır Film Festivali yapılacak. Bir kere festival yapacaksınız ve dünya sinemasındaki insanlarla temas kuracaksınız. Geçmişte Türkiye’de bir Altın Portakal vardı, sonra rakip Yılmaz Güney’le beraber Adana Altın Koza çıktı. Bizim Çanakkalemiz neden eksik kalsın ki? Belediye ve devlet el ele verecek bir takım iş adamlarından sponsorluk alacaklar. Bu işin ehlini getirecekler, onun yeteneklerinden yola çıkacaklar. Geçmişte ‘Çağrı’ adından bir film yapıldı, Çağrı’nın yapımcısı Kaddafi’dir. Bizim Türkiye’de büyük bir eksiğimiz var. Türkiye’nin kurucu değeri Mustafa Kemal’in bir filmi çekilemedi arkadaşlar. Ben iş adamlarına da sitem ediyorum. İş adamlarının bilmedikleri bir kanun var. Bugün fikir, sanat eserleri kanunu var. Bugün bir iş adamı 10 lira vergi veriyorsa 3 lirayı yapımcı arkadaşa versin. Bu rakamı olduğu gibi matrahtan düşüyor, vergiden düşüyor. Yani iş adamının cebinden de para çıkmayacak. Direk Atatürk’ü anlatacak film yapılması gerekiyor. Nasıl adamlar Washington’u, Churchill’i yapmışlar sende bunu yapacaksın. Ben buna siyasi iktidarların mani olduğunu zannetmiyorum. Sen bir organize ol, eğer herhangi bir siyasi iktidar buna mani olmaya kalkarsa Türkiye’de yer yerinden oynar. Burada bir Dumlupınar Deniz Faciası var. Adamlar Titanic’i 15 senede bir önümüze koyuyorlar. Sen Dumlupınar’ı koy kardeşim. Birinci Dünya Savaşı’nda o gemileri batıran zihniyeti açıkla, onları canlandır. Teknoloji o kadar ileri gitmiş ki bunları bilgisayarda yapabiliyorsunuz. Bu stüdyolar İstanbul’da var. Bunun başında da maddiyat geliyor. Nasıl Kaddafi İslamiyet’in en büyük propagandası yapmış? O filmi dünyaya tanıtmıştır. Dünya çapında bir aktör getirerek bunu başarmıştır. Dünya’da Türkiye’nin liderini oynayacak bir adam çıkmaz mı?’’

‘’YÖNETİCİLER DEĞER BİLMİYORLAR’’

‘’Üzerimize bir ölü toprağı serpilmiş, fazlası da Çanakkale’ye serpilmiştir. Kimse farkında değil, sadece Dardanel ufak tefek etkinlikler yapıyor. Biz yağımızda kavrulalım demekle olmaz. Arkadaşımız Hasan Çoban Avrupa’da ödül almış ama hiçbir yetkili tebrik etmiyor. Bu adam Avrupa’da Türkiye’yi Çanakkale adına temsil etmiş. Ben bu şehri seviyorum ve bütün yöneticiler buradan sitem ediyorum. Ben para, pul istemiyorum. Benden faydalanın diyorum. Herkes yarın endişesi içinde, bugünü kurtarmalısınız. Kimsenin hayatında yarın yok, bugünü yaşatın. Denemişler, başarılı olamamışlar. O zaman yanlış adamlarla denemişsiniz. Siz Türk Sineması’nın ileri gelenleriyle temas kurdunuz mu? Burada bir cambaz gelmiş, dandikten bir Truva yapmış, tutmamış. Senin Yeşilçam’ın dan hala yaşayan efsaneler var. Onları al bir getir bakalım. Onlar organize etsinler, imkanları yaratın onlar yapsınlar. Metin Erksan’ı tanımayan birisinin Kültürle ilgili bir kurumda olmaması gerekiyor. ‘’

‘’BİZ SADECE BEDENEN DEĞİL, BEYİNLERİMİZLE DE GÜÇLÜYÜZ’’

‘’Amerika’nın çok uluslu şirketleri var. Dünya siyaseti bu şirketler yönetiyor ve bunların ortaklarından bir tanesi sinemacıdır. Bir tanesi sinema yöneticisi, Vietnam’da savaş olunca çok ünlü bir komedyen oraya gidiyor. 1974 yılında ben Turgut Demirhan’ın asistanlığını yapıyordum. O bana Amerika’dan yapımcı bir arkadaşını gönderdi. Yapımcı ‘Çakal’ filmini çekecekti. Çok zarif ve kibar bir adamdı. Adam bana İstanbul’la ilgili bir Türk filmi seyrettir dedi. O zamanlar Türkan Şoray’ın Bodrum Hakimi diye bir filmi vardı. O filmi seyrettirdim. Daha sonra stüdyolardan birine, daha sonra bir film setine gitmek istedi. Götürdüm. Adam bana dedi ki;’’ Türklerin bedenen güçlü olduğunu biliyoruz ama beyin olarakta çok güçlüsünüz. Siz bu imkanlarla bu filmi mi çektiniz’’dedi. Amerikalı yapımcı bize bunu söylüyor. İşte Türkiye’de böyle değerlerde var. Adam geliyor ve hayretler içinde kalıyor. ‘’

Caner Küpeli

Yorumlar (1) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

çetin erdoğan yağız

09 Ocak 2019 12:35
yavuz çanakkale çok şanslı. yıllarını sinamaya vermiş bir sürü şarkıcıyı sinama filmi yaparak ünlendirmiş bir yavuz ışıklar var sinamanın her türlü şekline hakim en iyi seneryoyu bulabilen bir yavuz ışıklar çanakkalenin parlayan güneşi olabilir çanakkaleli kardeşlerim amerikayı yeniden keşfetmenize lüzum yok işte şans kapınızı çalmış yavuz kardeşimden istifade ediniz saygılar ...

Son Eklenenler