porno video porno izle free porn sikiş izle türkçe porno porno

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı 15.4.2019

15 Nisan 2019 09:09
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı 15.4.2019

Millî birlik ve beraberliğimizin harcı olan Çanakkale Savaşları'nın yaşandığı Gelibolu Tarihî Alanı’nı geliştirerek bir açık hava müzesine dönüştürmek misyonuyla faaliyetlerini sürdüren Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihî Alan Başkanlığı, hayata geçireceği yeni projelerle, Çanakkale ruhunu ve destanını daha fazla kişiye ulaştırmayı hedefliyor.

Ulusal ve uluslararası boyutta talep gören bir "anma turizmi destinasyonu" olan Tarihi Alan’da Tespit edilmiş 25 şehitlik alanının ziyarete açılmasına ve şehitlerimize yakışır düzenlemeler yapılmasına yönelik çalışmalar ise devam ediyor. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı'nı, 2018 yılında yaklaşık 2,5 milyon kişi ziyaret etmişti. Çalışmalarına başlanan ve önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan yeni projelerle ziyaretçi sayısının iki yıl içinde 4 milyona çıkarılması hedefleniyor.

AKBAŞ ŞEHİTLİĞİ VE ANITI

İstanbul yönünden gelen ziyaretçiler için ilk ziyaret noktası olabilecek konumda bulunan Akbaş Şehitliği ,Gelibolu’dan Eceabat’a hareket edildiğinde 30. km’de yer almaktadır. Şehitliğin bulunduğu Akbaş Limanı muharebeler esnasında Türk birliklerinin ana ikmal noktalarından biri olup özellikle İstanbul’dan denizyolu ile gelen savaş malzemelerinin karaya çıkartıldığı ve dağıtımının yapıldığı önemli bir merkezdir. Akbaş mevkisinde 19. Tümen’in bir seyyar hastanesi bulunmaktaydı. Esas olarak bir “sevk hastanesi” niteliğinde görev yapan bu mevki üzerinden kuzey cephesinde ağır yaralanan askerlerimiz, Akbaş veya Ağadere Hastanesinde müşahede altında tutulurlardı. Durumu ağır olanlar ise, İstanbul’da hastane hâline getirilen Selimiye Kışlası’na götürülmek üzere gemiler vasıtasıyla sevk edilmişlerdir. Düşman taarruzları sırasında batanya da ağır saldırı altında kalan gemilerdeki şehitler, Yalova köyüne giden yolun sağ tarafında kalan asıl şehitlik alanına gömülmüşlerdir. Şehitlikte 459 sembolik mezar taşı dikilmiş olup gerçek şehitlik bu anıt mezarlığın karşısında Yalova köyü istikametinde giden yolun sağ tarafında yoldan 25 m yukarıdadır. Alan 1915’teki yapısını halen korumakta olup etrafı çevrilmiştir. Sembolik mezarlıkların arka bölümünde muharebe dönemi her iki taraf askerleri arasında yaşananları barış ve dostluk mesajı ile vurgulayan bir heykel ve 1915 Çanakkale Şehitleri’ne ithaf edilen bir anıt bulunmaktadır. Şehitlik alanında Çanakkale Muharebeleri sırasında sıhhiye birliklerinin faaliyetlerini anlatan bir de rölyef bulunmaktadır. Rölyefin her iki yanında da 754 şehidimizin ismi anılmaktadır. Rölyef üzerinde Türk Kumandanları kumanda etmesini, Türk askeri ölmesini bildi. Harbi kazanışımızın sırrı bundan ibarettir. Kemal Atatürk ifadeleri yazılıdır. Yine şehitliğin alt kısmında bulunan mescit ve şadırvan ziyaretçilere hizmet vermektedir. Şehitlik 2013 yılında yenilenerek bugünkü görünümüne kavuşmuştur.

KİLİTBAHİR KALESİ

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul Boğazı’na Rumeli Hisarı’nı yaptırarak Karadeniz ile Marmara Denizi arasındaki deniz seyrü seferlerini kontrol altına aldığı gibi Çanakkale Boğazı’nın en dar yerine de karşılıklı iki kale yaptırmıştır. Anadolu yakasında Kale-i Sultaniye (ÇimenlikKalesi), Avrupa yakasında ise Kilitbahir Kalesi bulunmaktadır. Boğaz’a giriş-çıkış yapan bütün gemiler bu hatta geldiklerinde durdurulmuş ve kontrol edilmişlerdir. Kale top atışlarının etkili ve isabetli olabilmesi için Boğaz’ın en dar bölgesine konumlandırılmıştır. Çanakkale’deki Çimenlik Kalesi ile paralel konumda bulunması nedeniyle de karşılıklı top ateşleri kesişmekte ve bir geminin geçebileceği, topların ulaşamadığı bir ölü alan bulunmadığından dolayı Boğaz’dan geçmek son derece zor hale gelmekteydi. 1462-63 yıllarında yapılan kale, 1541 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından restore edilmiş, bu restorasyon esnasında güney kısmı çevreleyen bir sur duvarıyla dış uçta bir kule (Sarıkule) inşa edilmiştir. Kale, 1870 yılında Sultan Abdülaziz tarafından ikinci kez restore edilmiştir. Kuzey bölümünün orijinal dış deniz duvarı günümüzde yoktur. Bu bölümün kuzey parçası 1893-1894 yıllarında II. Abdülhamid tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Deniz duvarlarının güney kısımları top mazgalı olarak kullanılmıştır. Günümüze yakın ise 2011-2013 yılları arasında da bir restorasyon geçirmiştir. 2015 yılında ise yeni bir teşhir-tanzim projesi başlatılmıştır. Havadan görünümü yonca yaprağına benzetilen kalenin isminin “Denizin Kilidi” anlamında Kilid-ül Bahir olduğu bilinmektedir. Kale’nin inşa edilmesi ile birlikte gelişen Kilitbahir köyünde birçok Osmanlı Dönemi esere rastlanmaktadır. Fatih Camii, Cahidi Sultan Camii, Tabip Hasan Camii, yıkılmış olan Kırklar Camii, Uşşaki Dergâhı (Ahmed Talibi Tekkesi), çok sayıda çeşme, geleneksel konutlar, iki hamam kalıntısı ve Cahidi Sultan Camii çevresindeki mezarlar bu yapılara örnektir.

NAMAZGÂH TABYASI

Kilitbahir Kalesi’ni geçtikten sonra yolun deniz tarafında bulunan 26 adet bonetten oluşan Namazgâh Tabyası’nın, Osmanlı Ordusunun ıslahı için gelen Baron De Tott’un da önerisiyle inşasına başlanmıştır. Çanakkale Boğazı’nın en dar noktasına yaptırılan ilk ve en büyük tabyadır. Sonrasında eklenen yapılarla beraber,MerkezTabyaniteliği kazanmıştır. Burası Çanakkale Muharebeleri’nde, bölgedeki tabyalarda görev yapan bataryaların bağlı olduğu 4. Ağır Topçu Alayı’nın karargâh merkeziydi. Bu nedenle daima müttefik donanmasının başlıca hedeflerinden biri olmuştur. Tabyada 16 adet kıyı topu vardı. Bunlardan 2’si uzun, 14’ü kısa menzillidir. Bunlardan sadece 2’si deniz muhaberesinde aktif olarak görev yapmış, diğerleri ise menzil yetersizliğinden dolayı kullanılamamıştır. Tabyanın ana aksında yer alan mekânın savaş dönemindeSavaş Harekât Merkeziolarak kullanıldığı bilinmektedir. En son 2005-2006 yıllarında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilerek 18 Mart 2006’da ziyarete açılan tabyada, Çanakkale savaş objeleri sergilenmektedir. Yapı içerisinde, 12 adet sergi panelinde muharebelerle ilgili tarihî bilgiler verilmektedir. Bu bölümü geçtikten sonra bonetlerin iç kısmında 7 dk.lık Deniz Muharebeleri’nin anlatıldığı kısa bir video gösterimi yapılmaktadır. Yine bonetlerden birisinde savaş dönemi istihbarat haberleşmesini canlandıran, ses düzeneği olan bir sergi ziyaretçilere sunulmaktadır. Aynı bölümde yine müttefiklere ait batırılan gemilerin fotoğrafları sergilenmektedir.

RUMELİ MECİDİYE TABYASI VE ŞEHİTLİĞİ

Rumeli Hamidiye Tabyası’nı geçtikten 300 m sonra, yolun sağ tarafındaki yokuşlu yoldan ilerlediğimizde Seyit Onbaşı’nın adı ile özdeşleşen tabyaya ulaşılmaktadır. 8 bonet ve 6 top yerinden oluşan tabyanın II. Abdülhamit döneminde yapıldığı bilinmektedir. Tabyanın gerisinde karargâh vb. yapılara ait olduğu düşünülen temel izleri görülebilmektedir. Boğaz muharebesi esnasında İtilaf donanması tarafından açılan ateş sonucu bataryada görevli 16 er şehit olmuştur. Topların olduğu platformlar ve aksamlar isabet almıştır. Bu askerlerin toplu olarak gömüldüğü alan, 1919 yılında Mecidiye Şehitliği olarak düzenlenmiştir. Etrafı duvarlarla çevrili olan Şehitlik, Türk Şehitlikleri İmar Cemiyeti ile Çanakkale Şehitleri Abidelerine Yardım Cemiyeti tarafından 1969’da yaptırılmıştır. Tabyanın girişinde yer alan Anıt üzerindeki kitabede18 Mart 1915 Boğaz Savaşında bu tabyada şehit olanlarIspartalı Ali Çavuş, İvrindili İsmail Oğlu Mehmet, MustafaOğlu Süleyman ve 13 arkadaşı burada yatarifadeleri bulunmaktadır. Mecidiye Şehitliği Anıtı’nın hemen yanında Feyzi Efendi’nin mezarı bulunmaktadır. III. Selim döneminde yaşamış olan mimar, matematikçi ve devlet adamı olan Boğaz Muhafızı Feyzi Efendi; Çanakkale Boğazı’nda görevli bulunduğu dönemde İngiliz donanmasının 19 Şubat 1807’de Boğaz’ı geçmesi sonucu idam edilmiştir. Mezar 1980’de Kilitbahir’den bugünkü noktaya nakledilmiştir. Mezarın üzerindeki Osmanlıca kitabesinde şu ifadeler yazılıdır;Sonsuz olan Allah’tır / Eski Defterdar Feyzi Efendi / İdam hükmü bu soylu kişiye verildi / Akdeniz Boğazına onarıma gitmişti / Verdi boğazı ele cennete attı can / Şüphesiz seyyid imiş Muharremde oldu şehit / Hak Teâlâ kabrini cennet bahçelerinin kapılarında etsin / Tövbe istiğfar edip Kuran’ı bir kez hatmetmiş / Yüzünü dönüp Hakka cennete yürüdü / Gözyaşı damlasını tarihe döktü / Feyzi Efendi ahret ırmağını mekân eyledi dedi / 30 Mart 1807

SOĞANLIDERE ŞEHİTLİĞİ

Soğanlıdere Hava Şehitliği’nden birkaç yüz metre ileride, 2005 senesinde restore edilerek açılan Soğanlıdere Hastane Şehitliği bulunmaktadır. Anıt, ay ve yıldız şeklinde figürize edilmiş olup yıldızın ortasında bulunan üçgen piramit yapı ise şehitlerimizin Allah’a yükselişini temsil etmektedir. Anıtın hemen altındaki bölgede gerçek şüheda kabristanlığı çevrelenmiştir. Burada savaş zamanında kurulu olan hastanelerde tedavi edilirken şehit olan askerlerimiz yatmaktadır. Bu bölgede 2.,7. ve 12. Tümenlerin Sıhhiye Bölükleri hizmet vermekteydiler. Vadi düşman taarruzlarına kapalı bir konumda olması nedeniyle Seddülbahir cephesinin en önemli lojistik destek merkezi görevini görmüştür. Soğanlıdere Vadisi18 Mart için hazırlanmış kıyı set bataryalarının yanında dört tümen hastanesine ve Güney Grubu Komutanlığının erzak ve ambar depolarına da ev sahipliği yapmıştır. Bu yönüyle de Soğanlıdere, Türk askerinin yemek iaşesinin yapıldığı merkezlerden biri olmuştur. Soğanlıdere Şehitliği’ne varmadan evvel yolun sağ tarafında yıkık bir harabe gözükür. Burası Melek Hanım Reviri’dir. Seddülbahir Cephesi’nin ilk reviri olan bu mevzii sonrasında kapsamlı bir Sahra Hastanesine dönüştürülmüştür. 1916 Şevki Paşa Haritası’nda da 29 no.lu paftada işaretlenmiş ve Osmanlı Türkçesi ile yazılmıştır. Aynı şekilde set bataryalarında görev yapan askerlerimizin tedavi edildiği yerlerden biri olma özelliğine de sahiptir.

ŞAHİNDERE ŞEHİTLİĞİ

Tespit edilebilen gerçek şüheda kabristanlarından biri olan Şahindere Şehitliği, Soğanlıdere mevkisini geçtikten sonra yolun sol tarafında Çınarlıdere’nin hemen üst tarafında yer almaktadır. Mimari yapı tarzı açısından Soğanlıdere Şehitliği ile benzeşmektedir. Ay ve ortasında yıldız üzerinde yükselen üçgen konik anıt ile şehitlerimizin göğe yükselişi temsil edilmektedir. Şehitlikte yere konumlandırılmış 132 kabalak taşı ile şehitlerimiz anılmaktadır. Mezar taşları bölümünün hemen üst kısmında ise gerçek şehitlik alanının çevrilerek işaretlendiğini görmekteyiz. Şahindere Şüheda Kabristanı, Seddülbahir Cephesi’nde yani güney cephesinde kalmaktadır. Bölgede suyun ve gölgelik ağaçların bulunması, sakin ve korunaklı bir alan olması nedeniyle savaş döneminde cephe gerisindeki büyük sargı yerlerinden birisi bu mevkide kurulmuştur.5 Temmuz 1915 sonrasındaki muharebelerde, sol kanat birliklerinin yaralanarak şehit düşenlerin bir bölümü bu şehitlikte yatmaktadır. Nisan-Haziran-Temmuz aylarında şiddeti artan Seddülbahir, Kerevizdere ve Kirte Muharebeleri’nde kullanılan bölgede şehit düşenlerin bir kısmı da Şahindere Şehitliği’ne gömülmüştür.

Bu şehitlikte yatanların bağlı oldukları birlikler;

- 1’inci Tümenin 70, 71 ve 124’üncü Piyade Alayları

- 2’nci Tümenin 31, 32 ve 39’uncu Piyade Alayları

- 5’inci Tümenin 13 ve 15’inci Piyade Alayları

- 6’ncı Tümenin 16’ncı Piyade Alayı

- 7’nci Tümenin 19, 20 ve 21’inci Piyade Alayları

- 10’uncu Tümenin 29 ve 30’uncu Piyade Alayları

- 11’inci Tümenin 126 ve 127’nci Piyade Alayları’dır.

Bu şehitlikte isimleri tespit edilen yaklaşık 2.000 şehidimiz yatmaktadır. Şehitlik Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 2005 yılında yeniden düzenlenmiştir.

 

İLK ŞEHİTLER ANITI

Seddülbahir Kalesi’nin hemen girişinde sol tarafta bulunan anıt, ilk şehitlerimiz anısına dikilmiştir. İngiliz ve Fransız gemileri Osmanlı Devleti ile ilgili henüz fiili ve resmi bir savaş durumu olmamasına rağmen boğazın girişini koruyan tabyaları 3 Kasım 1914’te bombalamaya başlamışlardır. Seddülbahir Kalesi içindeki tabyanın cephaneliğinin isabet almasıyla barut ve top mermileri patlamıştır. Bu saldırı sonucunda 5 Subay ile 81 er ve erbaş bulundukları noktada şehit olmuşlardır. Anıt üzerinde 3 Kasım 1914 günü İngiliz ve Fransız Donanması Seddülbahir ve Kumkale’yi bombardıman ederek bu yerde 5 Subay ve 81 Erimizi şehit etmiştir. Bu olay müttefiklerin Osmanlı İmparatorluğu’na karşı fiilen harp ilan etmesi, oluşturmakta oldukları Çanakkale Seferi fikri için aşırı güven vermesi, Osmanlı İmparatorluğu’nda ise Çanakkale Boğazı savunmasının takviye edilmesi zorunluluğunu duyurması, ilk şehitlerini vermesi, Çanakkale Muharebelerinin öncüsü olması, açılarından önem taşır. Aziz şehitlerimizin ruhu şad olsun… Çanakkale geçilmemiştir .Geçilemeyecektir de. 18 Mart 1986 ifadeleri yer almaktadır. Anıt Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından2013 yılında restore edilmiştir. Söz konusu saldırıda ölen şehitlerimizin asıl gömülü olduğu alan ise Seddülbahir Cephane Şehitliği olarak bilinen, limana inen yolun sağ tarafında ve Kalenin duvarına bitişik durumda bulunan şehitliktir.

BİGALI ATATÜRK EVİ VE MÜZESİ

Eceabat’ın kuzeyinde Boğaz’a 4.5 km mesafede Taşlı Tepe’nin güney yamaçlarında yer alan köy,“Çamyayla”ve“Boğalı”adları ile de anılır. 19 Nisan-25 Nisan sabahı arasında 19. Tümen’e karargâh olmuştur. Bu esnada Mustafa Kemal Atatürk’ün misafir kaldığı sonradan“Atatürk Evi ve Müzesi”olarak anılan ev, yarımadanın önemli ziyaret noktalarından biri hâline gelmiştir. 26 Mart 1915’te; 5. Ordu’nungenel ihtiyat tümeniolarak görevlendirilen 19. Tümen, Eceabat ve çevresine yerleşir. 25 Nisan sabahına kadar bölgede kalır ve tatbikatlar yapar. 19 Nisan günü, tümeniyle köye gelen Mustafa Kemal cepheye hareket edene kadar köyde bu evde misafir edilir. Bugün“Bigalı Atatürk Evi ve Müzesi”olarak bilinen ev, yöresel mimarinin izlerini taşır. Alt katta girişiyle birlikte iki odası üst katta olmak üzere üç odası ve bir balkonu bulunan evin küçük bir de avlusu vardır. 1973’te müze olarak düzenlenen evde, Mustafa Kemal’in burada kalırken kullandığı çalışma masası da sergilenmektedir. Bigalı köyünün meydanı, meydana bakan evleri ve Atatürk Evi’ne giden yoldaki binalar 2006 yılında restore edilerek ziyarete açılmıştır.  

ÇANAKKALE DESTANI TANITIM MERKEZİ

Çanakkale DestanıTanıtımMerkezi; Türkiye’de eşi benzeri görülmemiş kahramanlık hikâyelerinin yaşandığı Çanakkale Savaşları’nın sonsuza kadar hatırlanması ve yeni yetişen nesillere Çanakkale ruhunu aktarmak ve bu ruhun gelişmesine katkı sağlamak amacıyla projelendirilmiş olup Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından 7 Haziran 2012 tarihinde ziyaretçilerimizin hizmetine açılmıştır.

Türkiye’de bir ilk niteliği taşıyan merkezimizde; ileri simülasyon teknikleri ile 11 ayrı canlandırma odasının ikisinde üç boyutlu gösterim yapılmakta ve üç ayrı odada da hareketli platformlarla Çanakkale Savaşları’nın önemli kesitleri, 63 dakikalık gösterimle misafirlerimize anlatılmaktadır. Ayrıca yabancı ziyaretçilerimiz için yedi ayrı dilde kulaklıklı (İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça, Japonca, İtalyanca ve Arapça) anlatım da yapılmaktadır.

8.600 metrekare kapalı kullanım alanı bulunan tesisimizde Çanakkale Savaşları’nda kullanılan malzemelerin ve dioramaların sergilendiği iki kattan oluşan sergi salonu, Çanakkale Savaşları ile ilgili yayınlanmış olan eserlerin toplandığı bir kütüphane, bayan-erkek ikişer otobüse hizmet verebilecek şekilde dizayn edilmiş mescitler, hediyelik eşya bölümü de yer almaktadır. 142 kişi kapasiteli ve iki kat olarak düzenlenen konferans salonu Çanakkale Savaşları ile alakalı konferansların ve konulu filmlerin gösterimine imkân verecek teknik donanım ile misafirlerimize hizmet vermektedir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı bünyesinde yer alan merkez her türlü imkânıyla bir müze olmaktan çok ötededir. ÇünküÇanakkale DestanıTanıtımMerkezinde; teknolojinin getirdiği yenilikler sayesinde Türk Milleti’nin sayısız zafer, şan ve şerefle dolu tarihinin en parlak sayfası olan siyasî açıdan birçok emelin, ihtirasın, idealin düğümlendiği; askerî açıdan ise insan gücünün, azminin, inancının imkânsızlıklar içinde ümitsizliğe düşmeden düşmana karşı aynı gaye uğruna çarpan yürekleriyle omuz omuza çarpıştığı ve mertebelerin en yücesi olan şehitlik şerbetini içmek için düşmanın karşılarına diktiği son teknoloji teçhizatlarına karşı göğüslerini siper ettikleri dünya tarihinde benzeri olmayan bu şanlı destanımızda gecesini gündüzüne katıp vatanını müdafaa etmek için canları pahasına savaşan Mehmetçiklerimizin yaşadıklarına bir nebze olsun tanıklık edilmektedir.

Osmanlı’nın o günkü konumundan, savaşın seyrinin değişmesini sağlayan mayın gemisi Nusret’ten, kaldırılması imkânsız olan 215 kiloluk mermiyi Niğdeli Ali’nin yardımı ile tek başına sırtlayarak İngiliz gemisi Ocean’ı batıran Seyit Onbaşı’dan, yaralı Mehmetçiklerimizin tedavi edildiği sargı yerlerimizin bombalanmasına kadar her anının içinde olacak ve yürekleriniz ağzınızda, gözyaşlarınızsüzülürken merkezimizi gezeceksiniz.

Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi, her gün 08.30’dan itibaren haftada 6 gün hizmet vermektedir. Salı günleri kapalı olan Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi'ni günde 2.000-2.200 kişiye hizmet verebilen ve yılın her günü ziyaretçilere açıkolan merkezimizde randevu sistemiyle bilet uygulamasıyapılmaktadırHer seans 50 kişilik olup boş seans bulunabilmesi için ziyaretçilerin mutlaka 0286 810 00 50 / 51 numaralı telefonlardan önceden rezervasyon yaptırmaları önerilmektedir. Rezervasyonunuzdan 30 dakika önce merkezimizde bulunmanız gerekmektedir. 

SALONLAR

SALON 1-Harbe Giriş

Bu salonda 1914 yılı savaş öncesi Osmanlı Devleti’nin durumu ve savaşa nasıl taşındığı, İtilaf Devletleri ve Osmanlı Devleti açısından savaşın nedenleri, savaşın başlaması ve ilk taarruzlar, Osmanlı Devleti’nin askeri lojistik kuvvetlerinin oluşturulma süreci kronolojik detaylarla ziyaretçilere anlatılmaktadır. Ziyaretçilerin savaşa hazırlanması açışından etkileyiciliği yüksek 3D kabartma sistemiyle oluşturulan filmde, 3 projektör vasıtası ile 12x5 m boyutundaki ekrana savaşa hazırlık süreci yansıtılmaktadır.

SALON 2-Nusret (Nusrat)

Bu salonda 7-8 Mart gecesi Boğaz’daki Erenköy Limanı’na, Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, Mayın Grubu Komutanı Nazmi Bey ve Nusrat Mayın Gemisi Komutanı Yüzbaşı İbrahim Hakkı Bey tarafından mayın hatlarının döşenmesi faaliyeti anlatılmaktadır. Salonda Nusrat Mayın Gemisi’nin dalga hareketinden etkilenmesi Spiratif adı verilen özel sistemle yapılmaktadır. Sistem; gemi platformundaki ziyaretçilere ses ve ışık efektleri, dalgada yol alan bir gemi hissi uyandıracak şekilde düzenlenmiş olup Çanakkale Boğazı’nın görüntülerinin de yer aldığı film 22x4.5 m boyutundaki perdede 4 projeksiyon ile gösterilmektedir. Ziyaretçiler Nusrat’ın hareketli güvertesi üzerindeyken, denizin ötesine 3D kabartmalı harita sistemiyle yansıtılan görselle o atmosferi yaşamaktadır.

SALON 3-İtilaf Devletlerinin Muharebe Planları

Bu salonda ziyaretçilere, İtilaf Kuvvetleri’nin üstün kuvvet ve teknolojileri Boğaz’ı geçmek için taarruzları gösterilmektedir. Ocean güvertesinde bulunan ziyaretçilere 3D gözlük kullanılarak Müttefik donanmasının Orhaniye, Kumkale, Ertuğrul ve Seddülbahir Tabyalarına ilk taarruz planlarının oluşturulması süreci ve sonrasında 19 Şubat 1915’te ilk saldırının gerçekleştirilmesi 17x4.3 m boyutundaki perdeye 3 adet 3D projektör ile yansıtılarak izlettirilmektedir. Ayrıca gemideki ziyaretçilere Ocean gemisinin top atışlarının oluşturduğu sallantıyı hissettirmek için özel mekanik sistemler kullanılarak ziyaretçilere yaşanan dehşet hissettirilmektedir. 

SALON 4-Rumeli Mecidiye Tabyası

Çanakkale Deniz Savaşları’nın seyrini değiştiren Ocean zırhlısının top mermisi ile vurularak Erenköy Limanı’na dönüş manevrası yaparken mayına çarpması ve sonrasında batması ile  Müttefik donanması ağır kayıplar vererek 18 Mart günü sonunda Boğaz’dan çekilme kararı almıştır. Deniz filosunun çekilmesinde etkili olan bu olay, Rumeli Mecidiye Tabyası’ndaki Seyid Onbaşı’nın mensubu olduğu 3 nolu topun vincinin tahrip olması sonucunda, top mermisini tek başına topa sürüşünün canlandırılması, 3 adet 3D projektör ile 17x4.3 m ebadındaki perdede 3D gözlükler yardımıyla sunulmaktadır. Salonda ziyaretçiler olup biteni, yaşanan o cehennemi ve Seyit Onbaşı’nın kahramanlığını üç boyutlu gözlükle tabyanın içinde adeta yaşayarak seyretmektedir.

SALON 5-Kara Muharebelerine Hazırlık

Deniz savaşlarında büyük bir yenilgi alan Akdeniz Seferi Kuvvetleri hedeflerinden vazgeçmeyerek Çanakkale Boğazı’nı geçebilmek için Gelibolu Yarımadası’na aldatma çıkarmaları yapmayı ve kıyılardaki top bataryalarını susturarak Marmara’ya geçmeyi planlamaktadırlar. İtilaf Devletleri’nin planları üç boyutlu harita üzerinde ziyaretçilere, özel bir teknikle o döneme ait savaş görüntüleri ile birlikte anlatılmaktadır. Buna karşılık Türk savunma hatlarının ve ordu komuta zincirinin oluşturulması 3D kabartma harita sistemiyle oluşturulan yatay ve düşey iki kabartmalı harita üzerinden anlatılmaktadır.

SALON 6-Harbin Gidişatının Dönüm Noktası

Bu salonda Anzak çıkarmasına karşı, 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’in Conkbayırı 261 rakımlı tepede verdiği “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” emri, 27.Alay ve 57.Alay askerlerinin Anzaklara karşı savunması ve o günkü yaşananlar  film ve hologram bir arada kullanılarak ziyaretçilere anlatılmaktadır. Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi, film ile hologramın bir arada kullanılması yönüyle dünyada ilk olma özelliğini taşımaktadır.

SALON 7-Siper Muharebeleri

Bu salonda Aynalı Çarşı türküsü ile başlayan gösterimde Mustafa Kemal‘in bir asker ile cephede sohbeti, savaşın acı yönleri ve insanlığın verdiği kayıplar anlatılmaktadır. Yine Ertuğrul Koyu savunmasında görev yapan Ezineli Yahya Çavuş ve arkadaşlarının müttefiklere karşı verdiği mücadeleye vurgu yapılmaktadır. Ziyaretçilere Z şeklinde oluşturulmuş siperlerin arasından uzun süren kara savaşlarından çeşitli kesitler ve harbin dehşetli sahneleri gösterilmekte, ziyaretçilerin savaşı siperlerden izlemeleri sağlanmaktadır. Salonda 6x6 m ebadındaki perdeye yansıtılan gösterim ile siperler özel ışık ve ses efektleri kullanılarak bütünleştirilmiştir. Bu sayede ziyaretçiler, siperlerin içinde savaşta yaşanmış kahramanlık örneklerini derinden hissetmektedir.

SALON 8-Gök Kubbeden Gelibolu

Bu salonda özel hazırlanmış bir düzen ile ziyaretçilere savaşı gökyüzünden 360 derecelik bir açı ile seyrettirebilmek için bir kubbe oluşturulmuş ve gökyüzüne yükseliyor hissi verebilmek için de özel mekanik aletler kullanılmıştır. Savaş sırasında, Müttefik keşif uçaklarının tespit ettiği sahra hastanelerinin gemilerden atılan top ateşiyle vurulması ve sahra hastanelerinin durumu kubbe içine 6 projektör ile yansıtılmaktadır.

SALON 9-Çanakkale Geçilmez

Bu salonda ziyaretçilere Müttefik Kuvvetlerin kara savaşlarında da muvaffak olamamaları ve savaşın sonunda aldıkları yenilgi ile beraber gizli yaptıkları geri çekiliş anlatılmaktadır. Ziyaretçiler, harbin önemli sahnelerini, karşılıklı mücadeleyi ve zaferi, belirli aralıklarla patlayan tüfek sesleri arasında çeşitli efekt ve ışık oyunlarıyla izleyerek adeta yaşamaktadırlar. Savaş atmosferi salondaki mekânsal düzenlemelerle birlikte 2 projeksiyon ve 11x 5 m ebadındaki perdeden yansıtılmaktadır.

SALON 10-Hatıralar

Bu salonda ziyaretçilere savaş ile ilgili hatıralar özel alet ve ekipmanlar ve çeşitli gösterim teknikleri ile ziyaretçilere anlatılmaktadır. Savaştan hatıralar, yaşanmışlıklar, cepheden gelen asker mektupları ve ailelerden gönderilen mektuplar 7x3 m ebadındaki özel olarak yerleştirilmiş hologram perdeye 3 projeksiyon vasıtasıyla yansıtılarak anlatılmaktadır.

SALON 11- 1915’ten Günümüze

Bu salonda 1915’ten günümüze Türkiye’deki eğitim, sağlık, sanayi, ticaret, tarım, ulaşım, enerji, askeri, siyasi ilerleme ve gelişmelerin ziyaretçilere gösterilmesi için 72 adet 46’lık LCD TV’nin bir araya getirilmesi ile elde edilen kavisli bir video duvarı oluşturulmuştur. Salonda Türkiye’nin kalkınma ve güçlenme yolunda kat ettiği mesafe özel olarak hazırlanmış görüntülerle ziyaretçilere gösterilmektedir.

SERGİ SALONU

Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi’nde, Çanakkale Muharebeleri’nde kullanılan silah, alet, edevat, şahsi eşya, mektup gibi nesnelerin sergilendiği iki kata yayılmış bir sergi alanı düzenlenmiştir.Sergi salonunda Çanakkale Muharebeleri’nden kalan hatıra ve objeler tekniğine uygun olarak sergilenmektedir.Ayrıca Çanakkale Muharebeleri’nden sahnelerin anlatıldığı rölyefler sergi duvarlarını süslemektedir. HABER MERKEZİ

 

 

Etiketler: çanakkale savaşları, gelibolu tarihi alan, çanakkale şehitlik

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Son Eklenenler