BOR MADENİNİN TÜRKİYE VE DÜNYA POTANSİYELİ KONUŞULDU

06 Aralık 2018 17:01
BOR MADENİNİN TÜRKİYE VE DÜNYA POTANSİYELİ KONUŞULDU

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) ile Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) işbirliği ile Bor Madeninin Türkiye ve Dünya Potansiyeli konulu panel düzenlendi.

Troia Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Süha Özden ve Prof. Dr. Mustafa Görün, MÜSİAD Çanakkale Şube Başkanı Ali Osman Yıldız ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile ÇOMÜ’lü idareciler, akademisyenler ve öğrenciler katıldılar. 
Panelin açılışında konuşan MÜSİAD Çanakkale Şube Başkanı Ali Osman Yıldız, MÜSİAD’ın yurtiçinde 86, yurtdışında ise 78 ülkede 208 noktası olan Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşlarından biri olduğuna dikkat çekerek, “MÜSİAD’a 60 bin işletme üye. Ülke menfaatleri için çalışan Türkiye’nin yerli ve milli işadamları derneğiyiz. Üretimin ve ihracatın önemli olduğunu, ülkemizin üreterek büyümesi gerektiğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu. 
Rektör Prof. Dr. Yücel Acer ise bor madeni üzerine bir panel fikrinin MÜSİAD şubesinden geldiğini belirterek, konunun çok konuşulduğunu ve gerçekte Türkiye olarak geldiğimiz noktanın ne olduğunun daha iyi anlaşılması açısından bu panelin faydalı olacağına inandığını söyledi. 

Bor Madeni Türkiye’nin Önemli Bir Zenginliği

Rektör Acer, “Bor madenini Türkiye’nin önemli bir zenginliği olarak biliyoruz ancak bu konuda ülkemiz neler yaptı, neler yapıyor ve bundan sonra neler olabilir konusu önemli. Üniversite olarak MÜSİAD Çanakkale Şubesiyle bir işbirliği yaptık. Çok değerli 3 panelisti konuyla ilgili gelişmeleri paylaşmaları için üniversitemize davet ettik. Konunun anlaşılması için özellikle öğrencilerimizle bir araya getirmek istedik. Konunun önemi şuradan kaynaklanıyor. Her ülke kendi teknolojisiyle, potansiyeliyle ön plana çıkabiliyor. Bir başkasının teknolojisini ve potansiyelini kullanmaya devam ettiğimiz ölçüde hep edilgen oluyoruz hep biraz geriden geliyoruz. Bunu kırmaya çalışan bir ülkeyiz. Dolayısıyla ülkemizin sahip olduğu potansiyellerin bilinmesi ve değerlendirilmesi gerekiyor. Bu, eğer harekete geçecekse, bizim çabalarımızla olacak. Amacımız için özellikle bor madeninin ne tür potansiyel ifade ettiğini özellikle siz gençlere aktarmak istedik. Üniversitemizin iş dünyasıyla da işbirliği çok önemli. Biz üniversiteyi iş dünyasıyla kopuk ve izole olmuş olarak görmüyoruz. Hiçbir üniversitenin böyle bir lüksü yok. ÇOMÜ bu konuda kendisini epey geliştirdi. Bu değerli paneli MÜSİAD ile beraber yapıyor olmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi. Panelde ilk sunumu gerçekleştiren Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Gündoğan, borun nasıl oluştuğu, dünyada ve Türkiye’deki bor bölgeleri ve bor minerallerinin dünyadaki rezerv durumları hakkında bilgiler aktardı. Bor yataklarının milyonlarca yıl önce volkanların etkisi altında kalan bölgelerdeki uygun kimyasal koşullara sahip göllerde biriken malzemelerin, kurak zamanlarda suların buharlaşması sonucunda oluştuğunu söyleyen Prof. Dr. Gündoğan, Türkiye’nin bor rezervleri konusunda dünyanın en zengin ülkesi olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Gündoğan, “Bor yatakları ülkemizin kuzeybatı kesimlerinde; Eskişehir-Kırka, Kütahya-Emet, Balıkesir- Bigadiç, Sultançayırı ve Bursa-Kestel’de bulunmaktadır. Boraks rezervleri konusunda da dünyada lideriz ve en büyük rezervler Kırka bölgesindedir” dedi.  Bor hakkında genel bilgiler veren Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Zeynep Topsakal, Bor madeninin keşfinin 1808 yılına dayandığını ve çok eski yıllardan beri bilinen bir element olduğunu söyleyerek, “ Bor milattan önceki yıllardan beri Sümerler’de Etiler’de, Babiller ’de anti bakteriyel özelliğinden dolayı mumyalama işlemlerinde kullanılıyordu. Arap doktorlar tarafından ilaç olarak kullanıldığı biliniyor. Çin’de seramik ve camda, Roma’da da gladyatörlerin dövüştüğü arenalarda anti bakteriyel özelliğinden faydalanmak için yere toz bir şekilde serpilirmiş” dedi. 
Metal ve a metal arasında bir element olan Bor rezervlerinin dünyada en çok Türkiye’de bulunduğuna dikkat çeken Topsakal, “%72’nin üzerinde bor rezervine sahip olduğumuzu vurguladı ve Türkiye’de en çok cam endüstrisinde kullanıldığının altını çizdi.  Eti Maden Strateji Geliştirme Daire Başkanı Uğur Aydoğan, Türkiye’de bor madenciliği konusunda üretimden pazarlamaya kadar tek yetkili kuruluş olan Eti Maden’in, klasik bir kamu kuruluşu olmasının dışında ne tür faaliyetler yaptığından bahsederek , “1935 yılında Atatürk’ün “Bir milletin geleceği yeraltı zenginliklerinin değerlendirilmesine bağlıdır” sözüyle Etibank adıyla kurmuş olduğu ve bugün dünya bor madeninin lideri olan bir kuruluştan bahsediyoruz. Bir özelliğimiz de 1935’ten 2004’e kadar yani Eti Maden oluncaya kadar çok önemli kilometre taşları var. Ülkemizde değer katan birçok şirketin Etibank’tan ayrıldığını biliyoruz ama Etibank onlar ayrıldıktan sonra küçülmeden büyüyerek yoluna devam etti” dedi. İHA

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Son Eklenenler