eurocasino

Modabet
Meritroyalbet
Piabet
Slotbar
onwin

manavgat escort

ankara escort

sakarya escort bayan sakarya escort escort sakarya adapazarı escort webmaster forum
izmit escort
taraftarium24

istanbul escort

ankara escort bayan

aksaray haber

Hoşgeldin bonusu
hostalcampoamor mzansixxxporn meetbestpornstars latexfetishwebcamforce oldyounglesbians latinalivecamsforce telefondinlemesi viewporntube.xyz
izmir escort buca escort izmir escort izmir escort bayan izmir bayan escort escort izmir escort izmir denizli escort mersin escort

BİR KIVILCIMI ATEŞ YAPTIK

19 Şubat 2021 13:04
BİR KIVILCIMI ATEŞ YAPTIK

Tiyatro Troya Genel Sanat Yönetmeni Rıfat Avcı, “Mart-Nisan aylarında pandeminin hafifleyeceği yönünde açıklamalar var. Sahne tahsisi ve maliyetimizi çıkartacak şekilde destek verilirse biz oyunlarımızı ücretsiz oynamak istiyoruz. Çocuklara biraz daha faydamız olsun. O güzel çiçeklerin açtığını görelim.  ” dedi.

Damla Yeltekin’in hazırlayıp sunduğu Not Defteri programına konuk olan Tiyatro Troya Genel Sanat Yönetmeni Rıfat Avcı, tiyatro ve çocuk hakkında “Çocuklara biraz daha faydamız olsun. O güzel çiçeklerin açtığını görelim. Tiyatro çocuğun hayal kurmasına yardımcı oluyor. Onun sosyalleşmesine yardımcı oluyorsunuz. Sahnede izlediği karakterle kendini özleştirip onun yerine kendini koyabiliyor ve onlarla beraber doğruyu yanlışı öğreniyor. ” dedi.

Öncelikle Rıfat Bey bize kendinizden biraz bahsedebilir misiniz?

Çanakkaleliyim. Üniversite için Çanakkale'den ayrıldım. Çocukluğumdan beri tiyatroya merakım vardı. 1996 senesinde Bursa Devlet Tiyatrosu'nun açtığı sınava katıldım. Kazandıktan sonra orada oyunculuk yaptım. Çanakkale'yi hep çok sevmiştim. Yaptığım işi de burada yapmak, buradaki insanlara bu hizmeti getirmek istedim. Çanakkale'de bir kaç deneme vardı ama hiç tiyatro yoktu. Burayı sevdiğim ve hayalim de bu olduğu için 2001 yılında arkadaşlarımla beraber Tiyatro Troya'yı kurduk. O günden bugün de yetişkin oyunları, çocuk oyunları, oyunculuk eğitimleri, drama ve diksiyon eğitimleri çerçevesinde çalışıyoruz. 20 yıl oldu. Ama 20'inci yılımızı pandemi nedeniyle kutlayamadık. Üzüntü sebebi bizim için ama önce sağlık. Sonrasında kutlayabiliriz.

“GÖZ AÇIP KAPAYINCAYA DEK 20 YIL GEÇTİ”

Tiyatro Troya'nın ilk kurulduğu dönemlerde 20. yılı kutlayacağınızı düşünüyor muydunuz?

Bizim kurulduğumuz dönemde tiyatroyla ilgili bir şey yoktu. Bu bizi korkuttuğu kadar heyecanlandırdı da. Ekip arkadaşlarımızla birlikte olmayan bir yerde olmayan bir şeyi yapacaktık. Çok uzun tarihli de düşünmedik açıkçası. Bizim işlerde geleceğe dönük plan yapılmıyor. Anlık üretimler, sahneye çıkmak, insanlara bunu yaymak. Ama göz açıp kapayıncaya kadar 20 yıl geçti. İlk kurulduğumuz yıllarda da Çanakkale'de tiyatroya açlık varmış ki biz oyunlarımızı kapalı gişe oynadık. Bu süreç azalarak gitti. İnsanların televizyonlara, ekranlara daha çok bağlı kalmasıyla biraz daha azalan bir seyirde devam ediyor. Ama çocuk oyunlarımız böyle değil. Çocuk oyunlarımız artarak gidiyor. 20 yıl önce biz kurulduğumuzda bizi izleyen gençler büyüyüp anne-baba oldular. Bunun güzel dönüşlerini de alıyoruz. Şimdi bizi zamanında genç olarak izlemeye gelen arkadaşlar, çocuklarını bizim çocuk oyunlarımıza getiriyorlar. Aslında böyle bir nesil yaratılmasında da katkımız oldu diye düşünüyorum. Şimdi bizi izleyen çocuklar, tiyatroyu hissedip bunun bir gereklilik olduğunu, ihtiyaç olduğunu gördüklerinde kendi çocuklarını da getirecekler. Halka halinde büyüyerek gidecek. 

“BİZ MESLEĞİ OKULDA DEĞİL SİZDE ÖĞRENDİK”

Ekip arkadaşlarınızdan bahsederseniz çok seviniriz.

Ekibimiz profesyonel oyunculardan oluşuyor. İlk kurulduğumuz yıllarda kurucu ekip olarak 5 kişiydik. İlanlara ve kurs açmalara gittik. Bir sene süren eğitimlerle kendi oyuncularımızı yetiştirdik. Onların içinden başarılı olanları ekibimize katıyorduk. 2003 senesinde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sahne Sanatları Oyunculuk Bölümü açıldı. Oradaki öğrencilerden de beslenmeye başladık. Onlar hem staj yapıyorlardı hem para kazanıyorlardı hem de mesleğe hazırlanıyorlardı. Mezun olduktan sonra da bizde çalışan çok arkadaşımız oldu. Hem oyunculuk bölümünden mezun olan oyuncularla çalışıyoruz hem de kendi yetiştirdiğimiz oyuncularla. Okulu bitirip bizde çalışan diğer şehirlerde sinema sektöründe ya da tiyatro sekterinde devam eden arkadaşlar, 'Biz mesleği okulda değil sizde öğrenmişiz' derler. Bu onura edici bir şey.

“KIVILCIM, ALEV OLDU”

Rıfat Bey, nasıl oldu da tiyatro sizin hayatınızın tamamını kapsadı?

İnsanın içinde olan bir şey. Bu meleği yapmak ya da Güzel Sanatlarda dans, resim, tiyatro oyunculuk gibi alanlar doğuştan geliyor sanırım. İçinde küçük bir kıvılcım, bir ateş oluyor. Bir gün bir yerde birini izliyorsunuz ya da bir ressamı, dans eden birini görüyorsunuz ve o kıvılcım büyüyor. Dans kıvılcımı aleve dönüşüyor. İlk izlediklerim, Devekuşu kabaresiydi. Çanakkale'de tiyatro imkanı o zamanlar maalesef yoktu. Onlar benim için ilk kıvılcım haline geldiler. Herkesin ilk okulda müsamere hikayesi vardır. Benimde ilkokulda başladı. Hemen hemen her müsamerede görev almıştım. Ortaokulda da devam ettim. Ben Endüstri Meslek Lisesi, Mobilya Ve Dekorasyon Bölümüne gittim. Orda da devam ettim. İçimdeki ateşi üniversite de profesyonelleştirdim.

Kim bilir sizi izleyen kaç çocuğun gönlünde bir kıvılcım yaratmışsınızdır...

Şimdi koca koca insanlar geliyorlar, 'Biz sizin şu oyununuzu izledik' diyorlar. Olmayan bir yerde tiyatro yapıp, çocukların hayal dünyasına katkıda bulunabiliyorsanız bu güzel bir şey. 

“ÇOCUK OYUNLARI İÇİN MÜCADELE ETTİK VE BAŞARDIK”

Çanakkale ve tiyatro denildiğinde ilk aklımıza Tiyatro Troya geliyor. Çocuk ve tiyatro konusunu biraz daha açabilir misiniz?

20 yıl geçmesine rağmen içindeki garip bir tecrübedir. Tiyatro çocuğun hayal kurmasına yardımcı oluyor. Onun sosyalleşmesine yardımcı oluyorsunuz. Sahnede izlediği karakterle kendini özleştirip onun yerine kendini koyabiliyor ve onlarla beraber doğruyu yanlışı öğreniyor. Gerçek hayatında yaşadığı kötü bir olayın aslında iyi bir şey olduğunun farkına varıyor. Sahnede izlediği olayları gerçek hayatına yansıtabiliyor. Bu çocuk için ciddi bir eğitim aracı. Bunu ön plana çıkartmak istedik. Çocuk oyunu sonunda bir tiradı vardı; 'Dünyanın en güzel çiçekleri, onlar sizlersiniz çocuklar. Sizleri gülerken görmek, yeryüzünün en güzel kırında en güzel çiçeğini açmış gibi görmektir. Sizleri koklamak, dünyanın en güzel kocan çiçeğini koklamak gibidir. Ve dünyanın en güzel çiçekleri sizin gülüşlerinizde açan ve hiç solmayacak olanlardır' Bu tiradı ilk okuduğumda çok etkilendim sonrasında bu oyunu sonrasında sahneledik. Biz onlara bir şeyler vermek istedik. Kurulduğumuz sene, derdimizi anlatmak adına ilkokul ve anaokulu öğretmenlerine ücretsiz davetiye gönderdik. Bin kusur öğretmene gönderdik. Sadece 130 kişi geldi izlemeye. Bu kanalla çocuklara ulaşmanın zor olduğunu anlayınca okullarda tanıtımlara gittik. Oyunlar oynadık. Bu şekilde çocuklara ulaştık. Belirli günler ve haftalarda, kamyon tutup süsledik. Kamyona kostümlerimizle binip müzik ve şarkılarla şehri dolaştık. Çocuklara ulaşma süreci daha zor. Yetişkin gibi değil Kendi başına gelemez. Yetişkinleri ikna edemedik, çocuklar yetişkinleri ikna etsinler istedik. İlk yıllarımız mücadelelerle geçti ama başardık. Çocuk oyunu seyircimiz yetişkinden daha fazla.

“ÜRETMEMİZİ SAĞLAYACAK PROJELER DESTEKLENEBİLİR”

Çanakkale sanata ve sanatçıya değer veriyor mu sizce?

Gerekli değeri veriyor olsaydı bugün bu halde olmazdık. Kitlelere ulaşmak konusunda çok da başarılı olduğumuzu düşünmüyorum. İnsanlar bizi biliyorlar ama her oyuna geliyorlar mı, gelmiyorlar mı? Tartışılır. Bir yandan da ilgi ve alaka olmasaydı 20 yıldır nasıl yaşardık. O nedenle hem evet hem hayır.

Pandemi sürecini nasıl geçirdiniz?

Başlarda ne yapacağımızı beklemedik. Geçmeyeceğini anladığımızda farklı yollar aramaya başladık. Yaşamak zorundayız. İlk aylarda herhangi bir yerden destek gelmedi. Dijital ortamda bir şeyler yaptık ama çok da karşılığını bulmadı. Ayakta kalmamıza yardımcı olan Çanakkale Belediyesi'nin katkılarını yadsıyamam. Bizden dijital işler satın aldılar. Fayda sağladılar. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteğine başvurduk. Oradan da olumlu yanıt geldi. O da ayakta durmamıza katkı sağladı. 

Tiyatroların yaşaması için ne yapılabilir?

Cevap olarak ‘Destek olunsun’ denir bu soruya. Kurumsal hibe gelsin gibi bir yaklaşım olur. Bizler gerçekte ya da dijitalde bir şey üretelim. Yayınladığımız dijital oyunların izlenmesi yönünde çalıma yapılabilir. Çanakkale'deki kurumlardan bu manada destek görmedim. Her kuruma mail attık. Yaşanacak bir proje, hem bizi çalışmaya teşvik edecek, körelmemizi engelleyecek, üretmemizi sağlayacak dijital projeler desteklenebilirdi. Hibe değil, iş karşılığında. Tiyatrolara pandemi kısıtlamalarından sonra ne kadar izin verilecek? Sadece oyun oynamak bizim kararımız da değil.  Yetkili mercilerin onay vermesi gerekiyor. İzin alabilecek miyiz? Alırsak ne kadar oynayabileceğiz? Bu anlamda kurumsal destek gerekiyor. Salon tahsisi, izleyiciye ulaşmak. Yaz döneminde bakanlık izin verdiğinde biz il bazında başvurularımızı yaptığımızda cevabı bir buçuk ay sonra geldi. Sonbaharda gelmişti cevap. Sonrasında da yapamadık. 

“ÇOCUKLAR İÇİN ÜCRETSİZ OYUN OYNAMAK İSTİYORUZ”

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Tiyatronun en azından kısa zaman içinde biteceğini düşünmüyorum. Bin yıllardır bu sanat dalı var. Ne savaşlar, ne saldırılar, depremler, afetler gördü. Bir şekilde yaşadı. Bu sefer teknolojik evrimlere doğru gidiyoruz. Mesleğin biraz değişeceğini, evirileceğini düşünüyorum. Yaşayıp göreceğiz. Tiyatro Troya özelinde bakacak olursak, 20 yıldır bir şekilde bağımsız olarak ayaktayız.  Hemen de vazgeçmeye niyetimiz yok. Tiyatro hesaplarında takipçilerimiz var. Bize 'Çocukların çok sıkıldı. Evlerde bunaldılar’ diye mesajlar geliyor. Mart-Nisan aylarında pandeminin hafifleyeceği yönünde açıklamalar da var. İzin verilirse eğer, bolca çocuk oyunu oynamak istiyoruz ve bunu çocuklara ücretsiz oynamak istiyoruz. Çanakkale Merkez'de, İlçelerde her yerde. Kurumlar, belediyeler, hayırseverler olur, bizim sadece sahne tahsisi ve maliyetimizi çıkartacak şekilde destek verilirse biz oyunlarımızı ücretsiz oynamak istiyoruz. Çocuklara biraz daha faydamız olsun. O güzel çiçeklerin açtığını görelim.  

Damla YELTEKİN

Etiketler: rıfat avcı, çocuk tiyatrosu,

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Son Eklenenler

Sihirlibaskı | Online Matbaa