Modabet
Meritroyalbet
Piabet
Slotbar
onwin

manavgat escort

ankara escort

sakarya escort bayan sakarya escort escort sakarya adapazarı escort webmaster forum
izmit escort
taraftarium24

istanbul escort

ankara escort bayan

aksaray haber

Hoşgeldin bonusu
hostalcampoamor mzansixxxporn meetbestpornstars latexfetishwebcamforce oldyounglesbians latinalivecamsforce telefondinlemesi viewporntube.xyz
izmir escort buca escort izmir escort izmir escort bayan izmir bayan escort escort izmir escort izmir denizli escort mersin escort

Arkeolog ve Fotoğrafçı Aykan Özener Antik Kent Yollarında DEKLANŞÖRÜN SİHRİ (31.12.2020)

Son Güncelleme : 31 Aralık 2020 12:12
Arkeolog ve Fotoğrafçı Aykan Özener Antik Kent Yollarında  DEKLANŞÖRÜN SİHRİ (31.12.2020)

Arkeolog ve Fotoğrafçı Aykan Özener ve eşi Ece Özener, Covid-19 pandemi döneminde Aktüel Arkeoloji Dergisi adına karavanlarıyla arkeolojik ören yerlerinin yolunu tuttu. Çalışmasının 3. Etabını yapan Özener, Anadolu arkeolojisinin belleğini tutuyor.

Aykan Özener, antik kentleri fotoğraf ve video yöntemiyle belgelemek için yollara düştü. Eşi Ece Özener ile birlikte karavanıyla seyahat eden Özener ilk iki etabı geri de bıraktı. İlk iki etapta toplamda 38 kenti belgeledi.  Aktüel Arkeoloji dergisiyle birlikte çalışan Özener’in çalışmalarını derginin instagram, youtube ve twitter sayfasından  #aktuelarkeolojiyollarda hashtagiyle takip edebilirsiniz.

Özener, Covid-19 pandemi sürecinde bir süreliğine Çanakkale’den uzaklaşıp daha korunaklı olduğunu düşündükleri küçük bir tatil kasabasındaki aile yazlıklarına gittiklerini, bir hafta sonunda fotoğraf editörlüğünü yaptığı Aktüel Arkeoloji Dergisi yöneticilerinden gelen teklif üzerine yolculuğa karar verdiğini söyledi.  Özener, “Zaten uzun bir dönemdir kendi imkânlarımla gerçekleştirdiğim yolculuğu, derginin aracılığıyla bulunan Mazars Denge desteğiyle yürütmeye başladım. Çalışmalar uzun bir süredir derginin sosyal hesaplarında insanlarla buluşuyor” dedi.

‘AMACIM DOĞRU BELGELEMEK’

Özener, emekli olma nedeninin Anadolu arkeolojisi üzerine hafıza oluşturmak olduğunu ifade ederek, “Karavanla alıp elimiz ayağımız sağlamken Anadolu'nun ören yerlerini doğru şartlarda belgelemekti amacım. Karavan yaptırıp emekliye ayrıldım” dedi. Fotoğrafçılık alanında uzun yıllardır görsel hikâye anlatıcılığı üzerine işler üreten Özener belgenin gücüne çok inandığını belirtti. Özener, Emekli olduktan sonra iki buçuk yılda kendisi gibi belgesel fotoğraf alanında işler üreten Özcan Yurdalan ve Yusuf Aslan ile birlikte TFSF(Türkiye Fotoğraf Federasyonu) desteğiyle Memleketimden Görsel Hikâyeler projesinde editörlük yaptığını kaydetti. 36 arkadaşıyla birlikte  ‘Korona Günlerinde Fotoğraf’ projesinde editörlük yaptığını belirten Özener, emekli olduktan sonra daha çok yoğunlaştığını kaydetti. Özener kendi imkânlarıyla yürütmeye çalıştığı Anadolu Arkeolojisi Belleği projesine yeniden fırsat bulabildiğini vurgulayarak, “Amacımın doğru ışık şartlarında doğru zamanda belgeler oluşturmak” dedi.

 ‘ÖREN YERLERİNİ FOTOĞRAFLIYORDUM’

Özener, “TFSF zaten yol masraflarımızı da karşılıyordu. Ben de diğer işlerimizi de yapıp hazır gelmişken müzeleri ve ören yerlerini de belgelemeye başlamıştım. Bazılarını sosyal medyadan paylaşıyordum. Dergiden arkadaşlarımız sen zaten bu işi yapıyorsun, sana destek bulsak bu işi sürdürür müsün dediklerinde kabul ettim” diye konuştu.

‘KARAVANDA KALDIK’

Özener, Aydın, Denizli ve Muğla olmak üzere Didim çevresinde ilk etaplarını bitirdiğini belirten Özener, “Yaz döneminde gittiğimiz yerlerde daha fazla kalabalık vardı. Evde kalın evde kalın diyorlar ya biz de hep karavanda kaldık” dedi. Gittikleri arkeolojik ören yerlerinde kazı başkanları ve arkeologların kendilerini kazı evlerinde ve misafirhanelerde ağırlamak istediklerini, ancak özür dileyerek hep reddetmek zorunda kaldıklarını belirten Özener, “Biz hep karavanda kaldık. Çift maske taktık. Mesafemizi hep koruduk. Çok steril yaşadık gerçekten.  Röportajlar ve insanlarla ilişkili işler yapıyorduk çünkü” dedi.

 ‘BÜYÜK MENDERES’E BÜYÜLENDİM’

Özener, Büyük Menderes’in kıyısındaki tüm antik kentleri gezdiklerini vurgulayarak, “Denizli ve Aydın çevresindeki tüm antik kentler Büyük Menderes hattına kurulmuş. Büyük Menderes’in yüzünden de tarihten silinmiş kentlerdi” dedi. “Yolculuk çok daha kısa sürecekken Büyük Menderes'in büyüsüne kaptırdım kendimi” sözlerine yer veren Özener, “Güvenli ortamımızı da yaratınca kendimiz için de iyi bir ortam oluştu” dedi.

 ‘ARKEOLOJİ HAYATINI ÇEKİYORUM’

Özener, seyahatleri sırasında belgeselci yönünün de devreye girdiğini ifade ederek, “Pandemi döneminde arkeoloji emekçilerinin hayatlarını çekiyorum. Nasıl gazeteciler devam ediyorsa çalışmaya arkeologlarda devam ediyor” diye belirtti. “Yüzyılda bir gelecek salgın döneminde arkeologların  emeklerini belgelemeliydim” diyen Özener, “Muğla’yı da rotamıza katıp ilk etabı 16 kentle bitirdim” dedi. 16 kent denildiğinde göze az gelmemesi gerektiğini vurgulayan Özener, “Gittiğimiz her yerde hakkını vererek işlerimiz yaptık. #aktüelarkeolojiyollarda hasgtagine bastığınızda  karşınıza çıkıyor” dedi.

‘PATARA YILI’

Özener, ikinci etap için Patara Antik Kenti’ni seçtiklerini ifade ederek, “Bu yılın Patara yılı olması sebebiyle seçtik. Patara kazı başkanı Prof. Dr. Havva İşkan Işık hocam ve Fahri Işık hocam gitmeyi düşündüğümüz tarihlerde henüz havaların çok sıcak olduğunu söylediler. Çöl fırtınaları ve ışığın belgeleme fotoğrafları açısından uygun olmayacağı için Ekim ayında ikinci etaba başlayabildik” sözlerini kullandı. Özener, ilk etaptaki deneyimleri sayesinde ikinci etapta daha az zorlandığını belirterek, “Yaptığım işler ekiple yaptığım düşünülebilir ama öyle olmadı. Karavanı ben kullandım, seyahati belirledim. Kentteki kazı başkanlarıyla iletişime geçtim. Fotoğraf-Video çektim. Kurgularını yaptım ve sosyal medyada paylaştım. Gerçekten düşünüyorum da insanüstü bir gayret gösterdim. İlk etapta telaşlıydım. İkinci etap bu manada daha kolay ve keyifli geçti. Bizde alıştık. Birinci etaptaki acemilik gitti. İkinci etapta daha sakin, iş de öğrenmenin rahatlığıyla keyfini çıkartarak hareket ettim” dedi.

‘MAVİDEN SARIYA YOLCULUK’

Özener, ‘Maviden Sarıya Yolculuk’ ismini verdikleri ikinci etapla ilgili, “12 kent gezdik. En son Patara'ya vardık. 18 Ekim'de Patra'ya vardık. Patara yılı olmasından dolayı daha çok oraya ayrı bir önem verdik. Patara kazısına Akdeniz yolculuğu çalışmamızı armağan ettik” ifadelerini kullandı. Özener “Akdeniz’in mavisi ve Akdeniz maki bitki örtüsü ve Likya bölgesinin kireç taşlarının sararmış olmasından dolayı sarıyı gezimizin isminde kullanmak istedik” sözlerini kullandı. “Antalya'nın her yerini çalışmak gibi bir imkânımız olmadığı için, Likya'nın liman kentlerini çalıştık. Biraz denize girdik, biraz antik kentleri çalıştık” diye belirten Özener, “Bulduğumuz antik kentlerdeki kazı başkanlarıyla konuşmalar yaptık. Röportajlar gerçekleştirdik” dedi.

‘MEŞHUR İON KENTLERİNDE’

Özener, üçüncü etap olarak Troya Bölgesi’ni planladıklarını belirterek, “Troia’yı, Assos'u, Parion'u çalışacaktım. Gelibolu yarımadasındaki bir kaç yeri belgeleyecektim. Belediye Başkanımız sosyal medya adresinden pandemi kentimizde yaza göre yüzde 50 arttı dediğinde korktuk” dedi. “Kaldığımız tatil kasabasında şimdilerde kimseler yok. Yazlık içinde insanlar kalmadı” diye belirten Özener, “Burada geçen hafta 3. Etaba başladık. Troas bölgesini daha sonraki bir zamana erteledim” diye söyledi. “Ege Bölgesi'ndeki 12 İon kentleri ve Aiol Bölgesi kentlerine gideceğim” diye konuşan Özener, “Günübirlik ya da küçük konaklamalarla yapabilirim. İlk olarak geçen hafta içinde Manisa Sart' dan başladım. Ordan Aigai kentine geçtim. İmkânlarım doğrultusunda sürdüreceğim.” ifadelerini kullandı.

‘NE OLDUKLARINI ANLATAN ÇEKİMLER YAPTIM’

Özener, antik kentleri anlatan belgesellerde alışılmış kalıplar olduğunu belirterek, “Dünyanın en büyük arkeolojik kentini Efes'e hoş geldiniz vb. gibi cümlelerle karşılaşırsınız. Buna alışık insanlar. Benim yaptıklarım bunun dışında daha samimi kısa ve öz anlatımı olan şeylerdi. Bu nedenle çok hoşlarına gitti” dedi. “İnsanlar bir yere gittiklerinde o yere ait uzun uzun belgeseller izlemiyorlar artık” diye konuşan Özener, “İnsanlar gezip, taşları gördük geldik derler ya. Taş olmaktan çıkarıp onlara küçük küçük ne olduklarını anlatacak çekimler yaptım” dedi.

‘İNSANLAR ARTIK BİLİYOR’

Özener, “Bir yapının neden kurulduğunu tarihini ne işine yaradığını anlattığımda insanlar çok çabuk öğrendiklerini keşfetti” dedi. “Bir Roma kenti bir Yunan kenti belirli kalıplardan oluşuyor. Bir tiyatrosu, hamamı mutlaka var” diye belirten Özener, “Anadolu'daki Yunan ve Roma kentlerini ezberledi insanlar. Tiyatro nasıl olur, tapınak nerde, neden kurulmuş. Tanrı ve tanrıçalar kimdir. Özelden çok güzel geri dönüşler aldım” sözlerine yer verdi. 

‘TARİHE BELGE BIRAKIYORUZ’

Özener, “Tarihe belge bırakıyoruz. Bu böyle kalmayacak, yolculuk sonrası elimdekilerle başka neler yapabilirime bakacağım” dedi. “İsteyen bir kuruma, üniversite gibi arşiv geleneği olan bir kuruma çalışmalarımı verebilirim” diye belirten Özener, arşiv çalışmaları konusunda Koç Üniversitesi’nin Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’ni (ANAMED) beğendiğini kaydetti. “Benden sonra sizde kalsın. Faydacı bir düşünce yapısıyla bunu geleceğe bir belge olarak bırakmayı istiyorum” diye konuşan Özener, “Ülkeme bir hizmet. Arkeoloğum ve fotoğrafçıyım. Benim geriye bırakabileceğim bunlar olacaktır” dedi. 

‘SEVDİĞİM İKİ İŞİ YAPIYORUM’

Özener, arkeoloji fotoğrafçılığının Eski Mısır, Asur, Anadolu fotoğraflarıyla 1800’lü yıllarda ortaya çıktığını kaydetti. Özener “Bundan sonra yapılan kazıların tümünde fotoğraf bir belgele aracı olarak kullanılmaya başladı” diye belirtti. “Master tezimi arkeoloji fotoğrafçılığı üzerine yaptım. Sevdiğim iki işi yapıyorum” diye belirten Özener, “Uzun yıllar sanat ve belgesel fotoğrafçısı olarak tanınıyorum. Birden bire arkeolojik fotoğrafçılığı yönümün de ortaya çıkması insanların çoğunu şaşırttı. 5-6 yıldır tezi yazdıktan sonra arkeoloji camiasında bilinmeye başlandı” dedi.

‘GERÇEĞİN ÖLÇÜSÜNÜ GÖSTERMELİSİN’

Özener, arkeoloji fotoğrafçılığın kuralları olduğunu kaydederek, “Geniş bir açıyla, balıkgözü objektifle tiyatronun tamamını çekmek değildir. Göze en yakın gelen en yakın açıyla çekmektir” dedi. “Bunun gerçek ölçüsünü göstermelisin. Kenttin diğer mimari öğeleriyle uyumunu, bulunduğu topografyayı göstermelisin. Açısı, bakış yüksekliği çok önemlidir” ifadelerini kullanan Özener, Arkeolojik ve Sanat tarihi eserlerinin çekiminin günümüzde başka yöntemler geliştirilerek daha da geliştirildiğini vurguladı.

(Damla YELTEKİN)

Haberin fotogalerisi için tıklayın.

AYKAN ÖZENER

Etiketler: Arkeolog ve Fotoğrafçı Aykan Özener, antik kentler, ören yeri, gezi

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Son Eklenenler

Sihirlibaskı | Online Matbaa